Bu site, Türkiye’de yaşanan Tenkil sürecinin mağdurlarının yaşadıkları haksızlıkların hafızası olma amacıyla hazırlanmıştır. Tenkil mağdurlarının gözaltında, tutuklu, hasta ölümler ile Ege ve Meriç’te, sürgünde ölümleri, iş kazalarını, intihar ve diğer vefatlarının; kaçırılma ve diğer insan hakları ihlallerinin kayda alındığı bir veritabanı çalışmasıdır. Veri tabanı kayıtlarımıza göre Tenkil sürecinde ölenlerin sayısı 1200’ü geçmiştir.
Avukat Murat Akkoç’un babası Rıfat Akkoç vefat etti. Akkoç ailesi yaşanan süreçte birçok mağdura destek oldu.
Daha Fazla
32 yaşındaki Mustafa Yılmaz, özel hastanelerde çalışan genç bir Fizyoterapistti. KHK’yla ihraç edildi, tutuklandı, sonra tahliye oldu. 19 Şubat 2019’da ise kafasına çuval geçirilerek kaçırıldı. Dokuz ay sonra Ankara Emniyet’nde ortaya çıktı. Yılmaz’ın bulunması için yapılan protestolarda polis yurtdışına kaçtığını iddia etmişti. Yılmaz tekrar tutuklandı.
Daha Fazla
Uğur Abdurrezzak’ın eşi Ayşe (Söyler) Abdurrezzak, oğulları Halil Münir (3) ve Abdülkadir Enes ile bindiği bot Meriç’te alabora oldu. Kazada bütün aile hayatını kaybetti. Uğur Öğretmenin naaşına ulaşılamadı.
Daha Fazla
Merhum Ali Kervancı beyin damadı Mehmet Demircan hapishanede kansere yakalanarak vefat etti.
Daha Fazla
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olan Recep Abdioğlu (53) cezaevinde beyin kanaması geçirerek Trabzon Cezaevi’nde vefat etti. Okulu kapatıldığı için önce işsiz kaldı, sonra tutuklandı.
Daha Fazla
KHK ile Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (DİSKİ) ihraç edilen Mahmut Karahan, Koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti.
Daha Fazla
Müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenci Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever hayatını kaybetti. Doktorların ifadesine göre stres nedeniyle demans hastalığına yakalanan Cansever 55 yaşındaydı.
Elmas Cansever’in ölüm haberini Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya sosyal medya hesabından duyurdu. Cansever’in oğluna çok üzüldüğünü belirten Çetinkaya, “Bir anne daha evladına hasret gitti.” dedi.
15 Temmuz Sultanbeyli Davası’nda yargılanan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan Burak Cansever, 5 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor.
Çetinkaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “5 yıldır cezaevinde olan Askeri öğrenci Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever bugün toprağa verildi. Bir anne daha evladına hasret gitti. Son 3 aydır hafızası tamamen giden, hiç kimseyi tanımayan Elmas abla, sadece Burak! denildiğinde tepki veriyordu. Savcı cenazeye izin vermedi. Bugün Burak’ın arama günü. Abisi telefonda söyleyecek. Yarın da görüş günü. Abisi gidecek.” ifadelerini kullandı.
BURAK CANSEVER BAŞARILI BİR ÖĞRENCİYDİ
Hava Harp Okulu öğrencisi Burak Cansever, 15 Temmuz öncesinde Kastamonu’da düzenlenen TSK Askeri Okullar Oryantring (Koşarak Hedef Bulma) Şampiyonasında birinci olmuş ve ödülünü il valisi Şehmus Günaydın’dan almıştı.
15 Temmuz’da ‘terör eylemi’ var denilerek otobüse bindirilen yüzlerce öğrenciden biri de Burak Cansever’di. Tuzla Orhanlı Gişeleri ve Mehmetçik Vakfı’nda meydana gelen olaylarda 6 kişinin ölmesi ve 42 kişinin yaralanmasına ilişkin 184’ü tutuklu 187 sanığın yargılandığı davada sanık olarak yer alıyordu.
Mahkemedeki savunmasında, Yalova’da olay günü içtima yapıldığını anlattı. İçtimada daha önce hazırlanan listelerin okunduğunu söyleyen Cansever, “Listeler okunup isimler birleştirilerek 50 kişilik gruplar oluşturuldu. Sonra otobüse binmemiz emredildi. Bir süre sonra da otobüse mermiler getirildi ve kişi başı 40 mermi doldurmamız emredildi. Şarjörler doldurulduktan sonra da oluşturulan gruplarla 3 otobüsle hareket ettik.” diye konuştu.
TERÖR EYLEMİ DİYE ÇIKTIK
Otobüslerle Osmangazi Köprüsü üzerinden geçtiklerini anlattı. İstanbul girişine geldiklerinde trafiğin sıkışmaya başladığını söyledi. Sanıklardan 4’üncü sınıfların kol komutanı olan Kurmay Yüzbaşı Sinan Canlı’nın otobüsten inerek MP5 silahıyla bir süre ilerlediğini belirtti. Canlı’nın ilerlemesinden bir süre sonra gittiği tarafta silah seslerinin geldiğini söyledi.
Ardından otobüsün tekrar hareket ettiğini anlattı: “Az bir mesafe katettikten sonra tekrar silah sesleri geldi ve otobüsümüz durdu. Silah seslerinden sonra ambulans sirenlerinin sesleri de gelmeye başladı, üsteğmen, araçları ittirmemizi emretti, kamptan terör tehdidiyle çıkmışız, sonra silah sesleri ardından da ambulans sesleri gelince de kötü bir durum olduğunu düşünerek komutanın ‘Yolu açın’ emri üzerine yolda duran ve içinde kimsenin olmadığı iki aracı yan devirip yolu açmaya çalıştık. Bunu yapmamdaki tek sebep, ambulansa yol açmak ve can kurtarmaktı. O anda başka bir çarem yoktu tek amacım ambulansa yol açıp can kayıplarının önüne geçmekti. Halkla birlikte İstiklal Marşı okuduk.”
Daha Fazla
Selim Gündoğdu, mesleğinden ihraç edilen genç bir öğretmendi. KHK onu hem Erzurum’dan hem işinden ayırdı. İşsiz kaldı, market işletmeye başladı. Sıkıntılara dayamadı, psikolojik tedavi görmeye başladı. 20 Kasım 2017 günü bunalıma girerek 26 yaşında hayata veda etti.
Daha Fazla
Köşe yazıları nedeniyle Silivri Cezaevi’nde 22 ay hapis yatan yazar Ahmet Turan Alkan hayatını kaybetti. Uzun yıllar Cumhuriyet Üniversitesi’nde akademisyenlik yapan Alkan, KHK ile kapatılan Zaman Gazetesi davası kapsamında yargılanmıştı.
Daha Fazla
İtfaiye memuru Diyanet Elagöz, Kasım 2016’da yayınlanan KHK ile mesleğinden ihraç edildi. SGK’sı olmadığı için doktora gidemeyen Elagöz, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Daha FazlaLizenz: Die visuellen und textlichen Inhalte dieser Website stehen unter der Creative Commons Namensnennung – Weitergabe unter gleichen Bedingungen 4.0 International (CC BY-SA 4.0). https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/