Bu site, Türkiye’de yaşanan Tenkil sürecinin mağdurlarının yaşadıkları haksızlıkların hafızası olma amacıyla hazırlanmıştır. Tenkil mağdurlarının gözaltında, tutuklu, hasta ölümler ile Ege ve Meriç’te, sürgünde ölümleri, iş kazalarını, intihar ve diğer vefatlarının; kaçırılma ve diğer insan hakları ihlallerinin kayda alındığı bir veritabanı çalışmasıdır. Veri tabanı kayıtlarımıza göre Tenkil sürecinde ölenlerin sayısı 1200’ü geçmiştir.
15 Temmuz sonrası tutuklanan ve cezaevinde kansere yakalanan PTT çalışanı Recep Türk, 25 Kasım 2018’de hayatını kaybetti. Samsun Bafra Cezaevi’nde hapis yatan Türk, haksız tutukluğunun ardından cezaevinde pankreas kanserine yakalanmıştı. Sağlık durumu kötüye gidince tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi, ancak tedavi için geç kalınmıştı.
Daha Fazla
Edebiyat öğretmeni Ziya Çalışkan geçirdiği beyin kanaması sonrasında memleketi Isparta Yalvaç’ta vefat etti.
Daha Fazla
Çocuklarına yaşatılan adaletsizliği kabullenemeyen Halil Ünüvar, yaşadığı stres ve üzüntü sonucunda rahatsızlanarak hayatını kaybetti.
Daha Fazla
Tuğgeneral Semih Terzi, 16 Temmuz 2016’da darbeci ilan edilerek Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’nın emriyle öldürüldü. Ortadoğu’da yaşanan kirli ilişkileri bilen bir Tuğgeneral Terzi’nin ölümüyle ilgili birçok detay ortaya çıktı.
Daha Fazla
Deniz Hakan Şen, cezaevine girdiğinde herhangi bir hastalığı yoktu. Yaşadığı işkencelere dayanamayarak kanser oldu, 1 ayda 35 kg verdi. Doktorlar ölecek demelerine rağmen tahliye edilmedi ve hastanalerde eziyete uğrayarak hayatını kaybetti.
Daha Fazla
KHK ile kapatılan Yamanlar Okulları Genel Müdürü Sebahattin Kasap’ın eşi Filiz Kasap (57), bu sabah İzmir’de hayatını kaybetti. Astım ve şeker hastası olan Filiz Kasap’ın sağlık sorunları nedeniyle eşini ziyarete gidemediği öğrenildi.
Daha Fazla
Cezaevinde hastalığının ilerlemesi nedeniyle tahliye talebi geciktirilen kanser hastası Tacettin Toprak, cezaevinden hastaneye kaldırıldı ancak doktorlar, bir şey yapamayacaklarını söyledi ve Toprak hayata gözlerini yumdu.
Daha Fazla
KHK ile ihraç olan Ayşe Balık’ın eşine de 6 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Üzüntüsüyle kansere yakalanan Ayşe Balık, 34 yaşında vefat etti. Ardında 3 öksüz çocuk ve haksız yere hapsedilmiş eşi kaldı.
Daha Fazla
78 yaşında tutuklanarak hapsedilen emekli ögretmen Bahri Demirulus, cezaevinde kansere yakalandı. Sağlık durumu ağırlaşan Demirulus, vefat etti.
Daha Fazla
Müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenci Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever hayatını kaybetti. Doktorların ifadesine göre stres nedeniyle demans hastalığına yakalanan Cansever 55 yaşındaydı.
Elmas Cansever’in ölüm haberini Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya sosyal medya hesabından duyurdu. Cansever’in oğluna çok üzüldüğünü belirten Çetinkaya, “Bir anne daha evladına hasret gitti.” dedi.
15 Temmuz Sultanbeyli Davası’nda yargılanan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan Burak Cansever, 5 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor.
Çetinkaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “5 yıldır cezaevinde olan Askeri öğrenci Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever bugün toprağa verildi. Bir anne daha evladına hasret gitti. Son 3 aydır hafızası tamamen giden, hiç kimseyi tanımayan Elmas abla, sadece Burak! denildiğinde tepki veriyordu. Savcı cenazeye izin vermedi. Bugün Burak’ın arama günü. Abisi telefonda söyleyecek. Yarın da görüş günü. Abisi gidecek.” ifadelerini kullandı.
BURAK CANSEVER BAŞARILI BİR ÖĞRENCİYDİ
Hava Harp Okulu öğrencisi Burak Cansever, 15 Temmuz öncesinde Kastamonu’da düzenlenen TSK Askeri Okullar Oryantring (Koşarak Hedef Bulma) Şampiyonasında birinci olmuş ve ödülünü il valisi Şehmus Günaydın’dan almıştı.
15 Temmuz’da ‘terör eylemi’ var denilerek otobüse bindirilen yüzlerce öğrenciden biri de Burak Cansever’di. Tuzla Orhanlı Gişeleri ve Mehmetçik Vakfı’nda meydana gelen olaylarda 6 kişinin ölmesi ve 42 kişinin yaralanmasına ilişkin 184’ü tutuklu 187 sanığın yargılandığı davada sanık olarak yer alıyordu.
Mahkemedeki savunmasında, Yalova’da olay günü içtima yapıldığını anlattı. İçtimada daha önce hazırlanan listelerin okunduğunu söyleyen Cansever, “Listeler okunup isimler birleştirilerek 50 kişilik gruplar oluşturuldu. Sonra otobüse binmemiz emredildi. Bir süre sonra da otobüse mermiler getirildi ve kişi başı 40 mermi doldurmamız emredildi. Şarjörler doldurulduktan sonra da oluşturulan gruplarla 3 otobüsle hareket ettik.” diye konuştu.
TERÖR EYLEMİ DİYE ÇIKTIK
Otobüslerle Osmangazi Köprüsü üzerinden geçtiklerini anlattı. İstanbul girişine geldiklerinde trafiğin sıkışmaya başladığını söyledi. Sanıklardan 4’üncü sınıfların kol komutanı olan Kurmay Yüzbaşı Sinan Canlı’nın otobüsten inerek MP5 silahıyla bir süre ilerlediğini belirtti. Canlı’nın ilerlemesinden bir süre sonra gittiği tarafta silah seslerinin geldiğini söyledi.
Ardından otobüsün tekrar hareket ettiğini anlattı: “Az bir mesafe katettikten sonra tekrar silah sesleri geldi ve otobüsümüz durdu. Silah seslerinden sonra ambulans sirenlerinin sesleri de gelmeye başladı, üsteğmen, araçları ittirmemizi emretti, kamptan terör tehdidiyle çıkmışız, sonra silah sesleri ardından da ambulans sesleri gelince de kötü bir durum olduğunu düşünerek komutanın ‘Yolu açın’ emri üzerine yolda duran ve içinde kimsenin olmadığı iki aracı yan devirip yolu açmaya çalıştık. Bunu yapmamdaki tek sebep, ambulansa yol açmak ve can kurtarmaktı. O anda başka bir çarem yoktu tek amacım ambulansa yol açıp can kayıplarının önüne geçmekti. Halkla birlikte İstiklal Marşı okuduk.”
Daha FazlaLizenz: Die visuellen und textlichen Inhalte dieser Website stehen unter der Creative Commons Namensnennung – Weitergabe unter gleichen Bedingungen 4.0 International (CC BY-SA 4.0). https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/