Bu site, Türkiye’de yaşanan Tenkil sürecinin mağdurlarının yaşadıkları haksızlıkların hafızası olma amacıyla hazırlanmıştır. Tenkil mağdurlarının gözaltında, tutuklu, hasta ölümler ile Ege ve Meriç’te, sürgünde ölümleri, iş kazalarını, intihar ve diğer vefatlarının; kaçırılma ve diğer insan hakları ihlallerinin kayda alındığı bir veritabanı çalışmasıdır. Veri tabanı kayıtlarımıza göre Tenkil sürecinde ölenlerin sayısı 1200’ü geçmiştir.
Fikriye Çağlar ve eşi Hasan Çağlar, Denizli Cezaevinde bulunan kızları Nurşen Kılınç’ı ziyaret etmek üzere Amasya’dan yola çıkmışlardı. Çağlar ailesi Sulova mevkinde yolda kaza geçirdi. 5 Ağustos 2018 tarihinde meydana gelen kazada her iki isim de hayatını kaybetti.
Daha FazlaKHK ile açığa alınınca bunalıma girdiği öne sürülen biyokimya asistanı Dr. Hasan Orhan Çetin, hastanenin 10’uncu katından atlayıp intihar etti.
Daha Fazla32 yıl sınıf öğretmenliği yaptıktan sonra 2017’de ihraç edilen ve sonra kansere yakalanıp hayatını kaybeden Atilla Yalçıntaş görevine mezarda iade edilmişti.
İhraç edildikten sonra kolon kanserine yakalanan Atilla Yalçıntaş, OHAL Komisyonu tarafından öldükten sonra görevine iade edildi. 7 Eylül İlköğretim Okulu’nda uzun yıllar öğrenci yetiştiren Yalçıntaş’ın eşi Munise Yalçıntaş’ı arayan memur, “Başınız sağolsun, eşiniz görevine iade edildi.” dedi.
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde 25 yıl boyunca sınıf öğretmenliği yapan Atilla Yalçıntaş, 2017 yılında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevden uzaklaştırıldı. Yaşadığı stresli günlerin de etkisiyle kanser hastalığına yakalanan Yalçıntaş, 2021 Mayıs’ında hayatını kaybetti. 23 Kasım’da ise aileyi şoke eden bir telefon geldi: “Başınız sağ olsun, eşiniz göreve iade edildi.”
“ÖRNEK BİR ÖĞRETMENDİ”
www.aydinhabeleri.com‘un haberine göre Atilla Yalçıntaş’ın eşi emekli öğretmen Munise Yalçıntaş, ihraç kararının ardından büyük sıkıntılar çektiklerini anlattı. Eşinin örnek bir kişiliğe sahip olduğunu söyleyen Yalçıntaş “Ne rapor ne de izin alırdı… Okulu derleyip toparlayan bir öğretmen profilindeydi. Nöbeti olmasa bile sabah çocukları sıraya sokar, içeriye alır, akşam çıkışta çocukların başında dururdu. Okulunda mesleki anlamda, kişilik anlamında olumsuz tek kelime edecek kimseye rastlayamazdınız. Onunla aynı düşünsün düşünmesin, fikirleri uyuşsun uyuşmasın, herkes de aynı şeyi düşünürdü” şeklinde konuştu.
“İHRAÇ KARARINDAN SONRA EVE KAPANDI”
İhraç kararının kendilerinde şok etkisi yarattığını söyleyen Yalçıntaş, “Bu şoku uzun süre atlatamadık. Kabullenemedik. Çünkü hak edilmeyen bir şey yaşanıyordu. Onu tanıyan herkes suçsuz olduğuna emindi. Çok sağlıklı beslenen, çok düzenli hayatı olan biriydi. Eve kapandı. Mecbur kalmadığı sürece evden çıkmıyordu. Bizim daha fazla üzülmememiz için duygularını dışarıya yansıtmadı. Yaşadığı stresli durum kanser hastalığını da tetikledi. İhraçtan 1,5 yıl sonra kansere yakalandı. Daha 59 yaşındayken Mayıs 2021’de kaybettik.” diyerek duygularını ifade etti.
“GELEN TELEFON ACIMIZI DAHA DA ARTIRDI, ADETA SARSILDIK”
23 Kasım günü ise İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen bir telefon ise yaralı aileyi daha da sarstı. Telefonda görüştüğü memur, Yalçıntaş’ı arayarak eşinin göreve iade edildiğini söyledi. Yalçıntaş, “Önce başınız sağ olsun deyip sonra göreve iade edildiğini söylediler. Gelen telefon acımız daha da arttırdı, adeta sarsıldık. Sevinemedik, üzüldük. İl Milli Eğitim Müdürlüğü daha önce Aydın’da böyle bir durumun yaşanmadığını, vefat emiş bir kişinin göreve iade edilip edilemeyeceğine dair yasal bir durum olmadığını, bakanlık ile görüşülüp bir stratejik plan yapıldıktan sonra bize bilgi vereceklerini söylediler.” dedi.
“EŞİMİ ŞİKAYET EDENLERLE ADALET ÖNÜNDE HESAPLAŞACAĞIZ”
Manevi ve maddi olarak yıpranan aile ise süreci mahkemeye taşıyacak. Yalçıntaş ailesinin en çok merak etiği konu ise merhum Atilla Yalçıntaş’ın haksız yere görevden alınmasını sağlayan kişi ya da kişiler. Munise Yalçıntaş yargı yoluna gideceklerini belirterek “Asıl mücadelemiz şimdi başlıyor. Eşimi şikayet eden ve ölüme sürükleyen kişi ya da kişiler kimler? Suç işlediler ve cezalarını çekmeliler. Bu kişilerle er ya da geç muhakkak adalet önünde hesaplaşacağız. Bundan asla ve asla vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Daha FazlaKHK ile ihraç edilen ve Diyarbakır’daki evinde intihar ettiği ileri sürülen bir çocuk annesi sağlık çalışanı Fatma Demirel’in geride bıraktığı ses kaydında ölüm tehdidi aldığı ortaya çıkmıştı.
Daha FazlaDanıştay üyesi Mesut Güngör geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. 28 Şubat döneminde öğrenciler lehine karar veren ilk hakimlerden olan Güngör, 15 Temmuz sonrasında da terör örgütü üyeliği suçlamasıyla meslekten ihraç edilmişti.
Daha FazlaHakan Umuç, kız kardeşi Hicran Dalga’nın tutuklu eşini ziyaret için ailesi ile birlikte Hatay’dan Rize’ye doğru yola çıktı. Araçları Sivas Şarkışla’da dereye yuvarlandı. Hakan Umuç ve 3 çocuğu olay yerinde, Hicran Dalga ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Hakan Umuç’un en küçük çocuğu 6 aylık Yunus Emre babası ile aynı mezara konuldu.
Daha FazlaHalil Münir 3 yaşındaydı. KHK ile işsiz bırakılan anne, babası ve ağabeyi ile bindikleri bot Meriç’te alabora oldu. Minik Halil ve ağabeyinin cenazeleri bir gün sonra nehirden çıkarıldı.
Daha FazlaAyhan Kara, Hatay Cezaevi’nden tahliyesi sonrası avukatıyla birlikte memleketine dönerken, Antalya’nın Alanya ilçesinde Konya yakınlarında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
Daha FazlaÇorum Sungurlu Cezaevi’nde bayılınca yoğun bakıma kaldırılan Tacettin Başer, tahliye edildikten yaklaşık 15 gün sonra hayatını kaybetti. Kanserden şüphelenilen Başer’in cezaevinde ağrı kesici verilip gönderildiği ortaya çıkmıştı. Geç teşhis, geciken tedavi nedeniyle cezaevinde bir insan daha öldü.
Daha FazlaLizenz: Die visuellen und textlichen Inhalte dieser Website stehen unter der Creative Commons Namensnennung – Weitergabe unter gleichen Bedingungen 4.0 International (CC BY-SA 4.0). https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/