Seyfettin Yiğit Savcı, Kamu Çalışanı
  • Ölüm Tarihi 16/09/2016
  • Öldüğü Yer Bursa
  • Ölüm Sebebi İntihar şuphesi
  • Defin Tarihi 17.09.2026, Bursa

ÖZGEÇMİŞ

TOKİ soruşturması gibi önemli davalar bakan Cumhuriyet Savcısı Seyfettin Yiğit, 20 Temmuz 2016 tarihinde tutuklanarak konulduğu Bursa E Tipi Cezaevi’de ipe asılmış halde ölü olarak bulundu. Yiğit’in ailesi, intihar iddialarını yalanlayarak, Yiğit’in cinayete kurban gittiğini öne sürdü.

Eski Bursa Cumhuriyet Savcısı Seyfettin Yiğit’in 16 Eylül 2016’da cezaevindeki şüpheli ölümü, resmi kayıtlara intihar olarak geçse de ailesi ve yakınları tarafından cinayet olduğu iddiasıyla uzun süre tartışıldı. Çamaşır ipiyle intihar ettiği ileri sürülen (4) çocuk babası Seyfettin Yiğit’in ailesi, intihar iddialarını yalanlayarak, Yiğit’in cinayete kurban gittiğini öne sürdü. Seyfettin Yiğit’in cenaze namazının kılınmasının ardından açıklama yapan kızı Ayça Yiğit’in, “Bu kesinlikle bir intihar değil, cinayettir. Kendisi kesinlikle bunu yapacak birisi değildir. Tamamen dinine bağlı bir kişiydi. Biz onun aklanacağına inanıyorduk ama olmadı, onu elimizden aldılar” şeklinde ifadeler kullandığı öğrenildi.

Cenaze töreninde kızı Ayça Yiğit ve diğer aile üyeleri, babalarının inançlı bir insan olduğunu ve asla intihar edecek biri olmadığını belirterek olayın bir cinayet olduğunu savunmuştur. Seyfettin Yiğit’in geçmişte İstanbul’da görev yaparken yürüttüğü bazı kritik soruşturmalar ve dosyalar (örneğin TOKİ soruşturması) nedeniyle hedef alınmış olabileceği ve cezaevinde susturulmuş olabileceği öne sürüldü.

Seyfettin Yiğit’in ölümü üzerindeki şüpheler ve ailenin adaletin tam olarak aydınlatılması yönündeki talepleri sonraki yıllarda da hukuki platformlarda dile getirilmeye devam etmiştir.

Seyfettin Yiğit, Kurban Bayramı dolayısıyla cezaevinde ailesiyle açık görüş yaptıktan kısa süre sonra bayramın 4. günü olan 15 Eylül 2016 gecesi hayatını kaybetmiştir. Cansız bedeni, 16 Eylül sabahı saat 05:30 civarında kaldığı koğuştaki arkadaşları tarafından tuvalette asılı halde bulunmuştur. Olay yerinde savcılık tarafından incelenen ve daha sonra aileye teslim edilen 4 adet mektup bulunmuş. Bu mektuplar ölümün ardındaki gizemi daha da artırmıştır.

Eşi Ayşe İlknur Yiğit, eşinin 15 Eylül’de ölmesine rağmen mektuplardan birinin üzerine 19 Eylül tarihinin atılmış olduğunu belirtmiştir. Bu durum, mektupların normal posta ile ileri bir tarihte gönderilmek üzere yazıldığını ve intihar edecek birinin ruh halini yansıtmadığını göstermektedir. Eşi, mektuplarda hiçbir karamsarlık olmadığını, aksine yaşanan süreci “geçici bir dönem” olarak gördüğünü aktarmıştır. Seyfettin Yiğit mektubunda çocuklarına derslerine iyi çalışmalarını, bilgisayar başında vakit öldürmemelerini ve özellikle İngilizce öğrenmelerini tavsiye etmiştir. Tutuklanmasını ise “çevresindeki insanların kıskançlığına” bağlamıştır

Seyfettin Yiğit’in geçmişte İstanbul’da görev yaparken, Türkiye tarihinin en büyük hukuki ve siyasi krizlerinden biri olan 17 Aralık soruşturmasının TOKİ ayağını yürüten savcı olduğu bilinmektedir. Bu kritik soruşturmanın ardından görev yeri değiştirilmiş, Bursa’ya adeta pasif bir göreve sürülmüş ve 15 Temmuz sonrasında da jet hızıyla tutuklanmıştır.

O dönem Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili olan Engin Altay, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşımıştır. Altay, hem ailenin hem de kendilerinin bu ölümün bir intihar olduğuna inanmadıklarını açıkça ilan etmiştir Muhalefet, cezaevlerindeki şüpheli ölümlerin önüne geçilmesi ve Seyfettin Yiğit olayının tamamen aydınlatılması için bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulması çağrısında bulunmuştur ancak bu talepler karşılık bulmamıştır.

Lizenz: Die visuellen und textlichen Inhalte dieser Website stehen unter der Creative Commons Namensnennung – Weitergabe unter gleichen Bedingungen 4.0 International (CC BY-SA 4.0). https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/