Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde yaşayan, çevresinde misafirperverliği ve yardımseverliği ile tanınan kömür madeni emeklisi Saim Açıkgöz, maruz kaldığı hukuki süreçlerin getirdiği ağır stres nedeniyle geçirdiği kalp krizi sonucu 67 yaşında vefat etti.
Olağanüstü Hâl (OHAL) dönemi ve sonrasında başlatılan adli soruşturmalar kapsamında yargılanan Açıkgöz, ileri derecede diyabet hastası olması sebebiyle tutuksuz olarak hakim karşısına çıkıyordu. 4 yıl boyunca kendisine, ailesine ve yakın çevresindeki diğer mağdurlara yaşatılan hukuksuzluklara daha fazla dayanamayan Saim Açıkgöz, 27 Kasım 2020 tarihinde hayata gözlerini yumdu.
Saim Açıkgöz, ömrünün büyük bir bölümünü Kütahya Tavşanlı’daki kömür madenlerinde çalışarak geçirmiş, helal rızık peşinde koşan emektar bir madenciydi. Çevresinde kapısı herkese açık, sofrası cömert ve yardıma muhtaç insanların elinden tutan “misafirperver” bir esnaf ve emekli profil çizgisiyle tanınıyordu.
4 Yıllık Adli Baskı ve Kalp Krizi
Yaşının ilerlemesiyle birlikte kronik ve ağır bir diyabet (şeker) hastalığı ile mücadele ediyordu. Bu sağlık sorunları, düzenli bir yaşam ve stresten uzak bir ortam gerektiriyordu. Açıkgöz’ü vefata götüren süreç maruz kaldığı ağır adli ve psikolojik baskılarla şekillendi. Çevresindeki insanların, meslektaşlarının ve kendi ailesinin uğradığı hak kayıpları ile ekonomik-sosyal dışlanmışlıklar, Açıkgöz üzerinde derin bir üzüntü ve hüzün yarattı.
Tam 4 yıl boyunca kesintisiz şekilde devam eden soruşturma ve mahkeme süreçleri, ağır şeker hastası olan yaşlı adamın bünyesini ve sinir sistemini tamamen yıprattı. Adaletin tecelli etmemesi ve baskıların dozunun her geçen gün artması sonucunda kalbi bu yoğun acı ve gerilime daha fazla dayanamadı. Geçirdiği ani kalp krizi neticesinde, hakkındaki iddiaların adli hesabı nihayete ermeden vefat etti.
Açıkgöz’ün vefat haberi, özellikle sosyal medyadaki hak ihlali platformlarında büyük bir teessürle karşılandı. Sevenleri ve aktivistler, yaşanan bu ani kaybı şu vurgularla paylaştı. İlerlemiş yaşına ve ağır hastalıklarına rağmen adliye koridorlarında yorulan yaşlı insanların sessiz çığlıklarının toplumda duyulması gerektiği ifade edildi. Paylaşılan taziye mesajlarında sıklıkla “Bir hesap daha adil-i mutlak olan ötelere kalmış oldu” denilerek, dünyada bulunamayan adalete ve çekilen acıların manevi mükafatına atıfta bulunuldu.