15 Temmuz öncesinde cemaat soruşturmaları kapsamında hakkında adli dava açılan ve uzun süredir ileri evre karaciğer yetmezliği ile mücadele eden muhasebeci Rüstem Kahraman (45), maruz kaldığı ağır adli stres ve baskılara dayanamayarak 4 Ekim 2020 tarihinde hayatını kaybetti.
Ağır sağlık sorunları nedeniyle yargılama sürecinde tutuksuz kalan ancak hakkında verilen hapis cezası nedeniyle hastalığı hızla ölümcül aşamaya ilerleyen Manisa Kula doğumlu Rüstem Kahraman, geride acılı bir eş ile babasız kalan 3 çocuk bıraktı
Başarılı Muhasebe Kariyeri ve Erken Başlayan Yargı Kıskacı
Rüstem Kahraman, Manisa’nın Kula ilçesinde dünyaya gelmiş, dürüstlüğü ve meslek ahlakıyla tanınan kıdemli bir mali müşavir/muhasebeciydi. Ankara Yenimahalle’de mesleğini icra ederken, henüz 15 Temmuz hadisesi meydana gelmeden önce sivil topluma yönelik başlatılan ilk soruşturma dalgalarında adı dosyaya dahil edildi.
Ağır kronik rahatsızlığı olan karaciğer yetmezliği tıp raporlarıyla sabit olduğu için mahkeme heyeti tarafından yargılama süresince tutuksuz olarak hakim karşısına çıktı. Ancak yerel ağır ceza mahkemesi, hayati riskini göz ardı ederek hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası hükmü kurdu.
İstinaf Baskısı, Nükseden Karaciğer Yetmezliği ve Veda
Dosyası bir üst mahkeme olan Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesinde inceleme aşamasındayken, Kahraman’ın üzerindeki yargısal kırım ve cezaevine girme korkusu en üst seviyeye ulaştı. Hakkındaki cezanın onanması durumunda mevcut sağlık şartlarıyla cezaevinde hayatta kalamayacağını bilen genç babanın yaşadığı yoğun kronik stres, üzüntü ve hüzün bağışıklık sistemini tamamen çökertti. Karaciğer yetmezliği hızla akut safhaya geçerek organ iflasını tetikledi.
Tam teşekküllü bir hastanede tedavi altına alınsa da adli kederin vücudunda bıraktığı tahribat geri döndürülemedi. Rüstem Kahraman, 4 Ekim 2020 tarihinde 45 yaşında, davasının nihai sonucunu ve hakkındaki haksız suçlamaların düştüğünü göremeden vefat etti.
Manisa Kula’da Buruk Cenaze ve Mahşere Kalan Adalet
Rüstem Kahraman’ın naaşı, Ankara’daki işlemlerinin tamamlanmasının ardından ailesi tarafından teslim alınarak doğup büyüdüğü topraklara nakledildi. Cenazesi, tenkil sürecinin getirdiği idari baskıların gölgesinde, geniş kitlelerin katılımına kapalı bir şekilde, memleketi Manisa’nın Kula ilçesindeki aile kabristanlığında dualarla ve hüzünle toprağa verildi.
İnsan hakları savunucuları ve KHK platformları, onun vefatını “yargılama stresiyle fiziki sağlıkları yok edilen hasta insanların sessiz kırımı” olarak nitelendirdi. Onu tanıyanların taziye mesajlarında, “Ağır karaciğer hastası bir muhasebeciye 7.5 yıl ceza verip kahrından öldürdüler. 3 yetim çocuk bıraktı arkasında. Bu dünyada bulunamayan adalet hesabı, adil-i mutlak olan Allah’ın katına, mahşere kaldı” denildi.