Osman Karakaya Profesör, Adli Tıp Uzmanı, Adalet Bakanlığı
  • Kacirilma Tarihi 29.03.2018
  • Kacirildigi yer Kosova
  • Gözaltı Tarihi 29.03.2018
  • Gözaltı Yeri İstanbul
  • Tutuklama Tarihi 12.04.2018
  • Tutuklayan Mahkeme İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi
  • Tutukluluk Süresi sürüyor

ÖZGEÇMİŞ

Prof. Dr. Osman Karakaya MİT’in yasa dışı operasyonuyla Kosova’dan 29 Mart 2018’de kaçırılarak Türkiye’ye getirildi. 12 Nisan 2018’de çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanan ve yaklaşık 16 ay hücrede tutulan Karakaya, 3 yıldır cezaevinde. Prof. Dr. Karakaya, casusluk suçlamasından Kasım 2019’da beraat ederken, örgüt üyeliği suçlamasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Karakaya’nın yanı sıra kaçırılan 5 öğretmen toplamda 6 kişinin, Kosova Emniyet teşkilatında görevli polislerin yardımıyla kaçırıldıkları ve MİT’e teslim edildikleri bilgisinin ardından ülkede soruşturma başlatıldı.

KOSOVA’DAN KAÇIRILIŞ VE UÇAKTA İŞKENCE

Osman Karakaya, Türkiye’de 2014 sonrası, çalıştığı Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sürekli soruşturma geçirmeye başladı. 30 Mayıs 2016’da görevinden istifa etti. Yaşamını ve mesleğimi idame ettirebilmek için 2 ay sonra ailesiyle birlikte Kosova’ya yerleşti. Burada Amerikan Hastanesinde doktorluk yapmaya başladı. Ama kısa sürdü. Hastanenin CEO’su, Türk Büyükelçiliği ve konsolosluk tarafından sıkıştırılıp, taciz edilince iş sözleşmesi feshedildi.

Karakaya bu kez Mali’de iş buldu, ailesini Kosova’da bırakıp çalışmaya gitti. Peşini orada da bırakmadılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mali’ye yaptığı ziyaret sırasında “O doktoru verin, çalıştığı hastaneyi de kapatın.” dedi. Ama Mali Cumhurbaşkanı bunu kabul etmedi.

Osman Karakaya, eşi ve 3 yaşındaki oğlunu ziyarete gittiğinde (29 Mart 2018) evinin kapısını Kosova polisleri çaldı. Kendisini yabancılar ofisine götüreceklerini, oturumuyla ilgili küçük bir sorun olduğunu söylediler. Yolda silahlar çıkarıldı, arabanın yönü Priştina Havaalanına döndü. Karakaya ve birlikte kaçırıldığı diğer 5 kişi uluslararası hukuka aykırı bir şekilde MİT’e teslim edildi.

Osman Karakaya, uçakta yapılan işkenceleri mahkemedeki savunmasında şöyle anlattı:

“Azılı bir insanmış gibi ben uçak zemininde yatırılarak ve tekmelenerek getirildim. Bunları hak edecek ne yaptım, hiçbir şey. Sabah yatağımdan kalkıyordum, Kosova polisleri bana dedi ki seni imigrasyon ofisine götüreceğiz, oturumunla ilgili sıkıntı var, bizde saf gibi kandık, pasaportumuzu, belgelerimizi aldık, gittik, oradan zıt döndüler nereye Priştina Havaalanına. Nereye gidiyoruz derken çekti bir tanesi silah bağladı, beni verdi MİT’e. Suçum nedir hiçbir şey.”

Kardiyolog Prof. Dr. Osman Karakaya ile aynı anda Kosova’dan kaçırılan öğretmenler Mustafa Erdem, Cihan Özkan, Kahraman Demirez, Hasan Hüseyin Günakan, ve Yusuf Karabina, Kosova’dan MİT tarafından özel bir uçakla Türkiye’ye getirildi. 6 isim, 12 Nisan 2018’de çıkarıldıkları mahkemenin kararıyla tutuklandı.

KOSOVA’DAN KAÇIRILIŞ
Kosova’dan kaçırılan öğretmenler Mustafa Erdem, Cihan Özkan, Kahraman Demirez, Hasan Hüseyin Günakan ile Prof. Dr. Osman Karakaya Kosova’dan MİT tarafından özel bir uçakla Türkiye’ye getirildi. 6 isim, 12 Nisan 2018’de çıkarıldıkları mahkemenin kararıyla tutuklandı.

ÇİFTE SUÇ İŞLENDİ
Öğretmen ve doktorların yer aldığı bu isimlerin Kosova’da kaçırılmasının ardından ülkede politik kriz başgösterdi. Kosova’da olayla ilgili sorumluluğu olanlar hakkında derhal soruşturma başlatıldı. Aralarında bir Emniyet müdürü ve amirlerin de olduğu toplam 22 polis hakkında açılan soruşturmada şüpheliler, adam kaçırma ve yargının verdiği sınır dışı etme kararı olmaksızın 6 ismi yabancı bir istihbarat örgütüne teslim etmekle suçlandı.. Kosova Polis Müfettişliğinin açtığı soruşturmada dosyadaki 22 polisin suçlu olduğuna dair deliller de yer aldı.

HÜKÜMET KRİZİ YAŞANDI
Kaçırma skandalının ardından AB’nin başta olmak üzere bütün dünyanın tepkisi gelince Kosova’da hükumet krizi yaşanmıştı. Kosova Parlamentosu’nda konuyla ilgili araştırma yapılmasına karar verilmişti. Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaci, 6 kişinin tutuklanması ile ilgili bilgisinin olmadığını açıklamıştı, ancak açıklamaları inandırıcı bulunmamıştı. Thaçi, Türkiye tarafından daha önceden bazı isimler gönderildiğini, ancak listede bu kişilerin olmadığını ifade etmişti. Ardından da istihbarat şefini ve içişleri bakanını görevden alınmış ve soruşturma başlatılması talimatını vermişti. Başbakan Ramuş Haradinay da olayla ilgili kendisinin bilgilendirilmediğini savunmuş ve Thaci ve ekibini suçlamıştı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise işbirliğini teyit ve itiraf ederek operasyonun MİT ve Kosova istihbaratı tarafından “dayanışma içerisinde” yapıldığını söyleyerek hukuksuzluğu savunmuştu. Erdoğan, Haradinaj’ın Kosova İçişleri Bakanı ve istihbarat şefini görevden almasını sert dille eleştirmişti. “Ey Kosova’nın Başbakanı. Kimin talimatıyla sen böyle bir adımı attın? Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’ne darbe yapmaya gayret edenleri korumaya başladın?” ifadesini kullanan Erdoğan, “Benim Kosovalı kardeşlerim, tanıdığım bildiğim Kosovalılar sana bunun hesabını soracaktır, ben bunu da biliyorum” demişti. Haradinaj’ “Kimse çıkıp da Kosova’dan bu şekilde adam kaçıramaz, bu bir çeşit hırsızlıktır” sözleriyle tepki gösterirken kaçırmanın ardından başlatılan soruşturmaya Erdoğan’ın gösterdiği öfkeli tepkiye şaşırdığını ifade etmişti.

BM, KOSOVA’YI TAZMİNATA MAHKUM ETTİ
Daha sonraki süreçte BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu (WGAD), Kosova’dan illegal yollarla kaçırılan ve Türkiye’ye getirilen 6 Türk vatandaşı hakkında Türkiye ve Kosova’yı suçlu bularak bu iki ülkeyi tazminat ödemeye mahkum etti. BM, kaçırılanların derhal serbest bırakılmasını Türkiye’den talep ederken maddi ve manevi tazminat ödemesi ve suça bulaşanlar hakkında inceleme başlatmasını istedi.

BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu, Kosova’dan illegal yollarla kaçırılan ve Türkiye’ye transfer edilen 6 Türk vatandaşı hakkındaki kararını 18 Kasım 2020 tarihinde internet sayfasında yayınlandı. Kararda, Türkiye ve Kosova suçlu bulundu. Hem Kosova hem de Türkiye için ayrı mağduriyet ve sorumluluklar olduğuna dikkat çekilen BM kararına göre, Türkiye’nin 6 kişiyi serbest bırakması ve Kosova’nın da bu kişilere tazminat ödemesi gerekiyor.

Karara ilişkin detaylar şöyleydi:
Birleşmiş Milletler Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu (WGAD) 24-28 Ağustos 2020 tarihleri arasında düzenlenen 88. Oturumunda, Kosova ve Türkiye Hükumeti yetkilileri tarafından Kahraman Demirez, Mustafa Erdem, Hasan Hüseyin Günakan, Yusuf Karabina, Osman Karakaya ve Cihan Özkan’a karşı islenen ciddi insan hakları ihlallerini tespit etti ve 47/2020 Sayılı Kararı kabul etti.

İNSAN HAKLARI İHLAL EDİLDİ

BM Çalışma Grubu, A/HRC/WGAD/2020/47 belgesinde yer alan kararında, Kahraman Demirez, Mustafa Erdem, Hasan Hüseyin Günakan, Yusuf Karabina, Osman Karakaya ve Cihan Özkan’ın 29 Mart 2018 tarihinde Kosova’da tutuklanması, gözaltına alınması ve zorla nakledilmesinin keyfi ve uluslararası insan hakları norm ve standartlarını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

Kosova ile ilgili olarak, Çalışma Grubu 6 Türk vatandaşının özgürlüğünden yoksun bırakılmasının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 2. Maddesi (eşitlik ve ayrımcılık); 3. Maddesi (hayat, özgürlük ve güvenlik hakkı); 8. Maddesi (etkili hak arama hakkı), 9. Maddesi (keyfi gözaltı ve tutuklama); 10. Maddesi (adil yargılanma hakkı) ve 19. Maddesine (fikir ve ifade özgürlüğü) aykırı olduğuna karar verdi. Bu nedenle, BM Çalışma Grubu, “6 Türk vatandaşının özgürlüğünden mahrum bırakılması keyfidir ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin I, II, III ve V kategorilerine girmektedir” dedi.

Türkiye ile ilgili olarak, Çalışma Grubu, 6 Türk vatandaşının özgürlüğünden yoksun bırakılmasının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 2. Maddesi (eşitlik ve ayrımcılık) aykırı olduğuna (…) karar verdi. Bu nedenle, BM Çalışma Grubu, “6 Türk vatandaşının özgürlüğünden mahrum bırakılması keyfidir ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin I, II, III ve V kategorilerine girmektedir.

DERHAL SERBEST BIRAKILMALI

Bu bağlamda BM Çalışma Grubu (a) Türkiye Hükümeti’nden 6 kişiyi derhal serbest bırakmasına ve (b) Türkiye Hükümeti ve Kosova Hükümetlerinden, uluslararası hukuk uyarınca mağdurlara tazminat verilmesine ve diğer zararlarının karşılanmasına karar verdi. BM Çalışma Grubu, COVID-19 salgını ve gözaltı yerlerinde oluşturduğu tehdit bağlamında, Türkiye Hükümeti’ni 6 kişinin derhal serbest bırakılmasını sağlamak için acil önlem almaya davet etti.

SORUŞTURMA BAŞLATIN

BM Çalışma Grubu ayrıca, Türkiye ve Kosova Hükümetlerinin, 6 kişinin illegal yollarla gözaltı ve deport edilmesi olayını tam ve bağımsız bir soruşturulma başlatmasını ve insan hakları ihlalinden sorumlu olan kişiler hakkında gerekli cezai tedbirleri almasını istedi. BM Çalışma Grubu, Kosova davasını, Terörizmle Mücadele ederken İnsan Kakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasıyla ilgili BM Özel Raportörünün dikkatine sundu ve hükümetlerden, mevcut kararın herkesle paylaşmalarını istedi.

İNSANLIĞA KARŞI SUÇ

Çalışma Grubu, ayrıca son üç yıl içinde, Türkiye’de keyfi gözaltı ile ilgili olarak önüne gelen dava sayısında önemli bir artış olduğunu kaydetti. BM Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu, tüm bu davaların oluşturduğu sistematik benzerlik hakkında ciddi endişelerini dile getirmektedir. Türkiye Hükümetine, yaygın veya sistematik hapis cezasının veya uluslararası hukuk kurallarına aykırı diğer ciddi özgürlükten yoksun bırakmanın insanlığa karşı suç teşkil ettiği uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Karakaya’nın Savunmasından:

Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli kardiyologlardan biri olan Prof. Dr. Osman Karakaya savunmasında, tutuklanmasının tek nedeninin iddia edildiği gibi casusluk yapmak ya da örgüt üyesi olmak değil, Adli Tıp Kurumunda raportör olarak çalıştığı dönemde Ergenekon ve Balyoz tutukluları hakkında yazdığı raporlar olduğunu söyledi.

Üstelik Karakaya, bu raporları yazdığı dönemde, 2011 yılında sağlık sektörünü eleştirdiği için Ergenekoncu ilan edilmiş ve Adalet Bakanlığı Kurul Komisyonuna alınmaktan son anda vazgeçilmiş bir isim. Yıllar sonra ise “terörist “yaftasıyla yargılandı.

“HABERAL’IN 22 AYLIK TİYATROSUNU SONLANDIRDIĞIM İÇİN BURADAYIM”

Osman Karakaya, hapiste intikam uğruna tutulduğunu belirterek, yalan ve yanlış rapor düzenlediği iddialarını 21 Haziran 2019’da yaptığı savunmasında çürüttü. Özellikle Ergenekon davalarında hapis yattıktan sonra tahliye edilen Başkent Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal hakkında yazdığı 54 sayfalık raporla ilgili iddiaları ayrıntılı bir şekilde anlatan Karakaya, Haberal’ın müşteki sıfatıyla kendisine açtığı davayı 3. celsede geri çekmek zorunda kaldığını söyledi.

Savunmasına kendini tanıtarak başlayan Osman Karakaya, “Ben evet Ergenekon, Balyoz tutuklularına baktım doğrudur ama üzerinden 2009’dan itibaren sayarsanız 10 yıl geçmiş, hakkımda tek bir iddia, dava yok ve bu davaya müdahil olmuş olan herhangi bir müşteki, mağdur kimse de yok. Mahkemenizin ayrıca mademki Ergenekon, Balyoz tutuklularına yanlı ya da yanlış rapor yazdığım, yönlendirmeli usulsüz rapor tanzim ettiğim yönünde iddiaları var, haklı olabilir, bu haklılığını ispat için söz konusu mağdurlara CMK kapsamında 234/B taksiminde, bu şahısları da ‘arkadaşlar sizi mağdur eden doktoru tutukladık, 16 aydır da hücrede tutuyoruz, buyurun gelin davacı olun’ diyebilirsiniz, bu da denmedi. Dolayısıyla ortada mağduru, müştekisi de olmayan bir dava, bir intikam süreci yürütülüyor.” dedi.

“Ben burada Mehmet Haberal’ın 22 aylık Haseki tiyatrosunu sonlandırdığım için bulunuyorum.” ifadelerini kullanan Karakaya şöyle devam etti:

“JİTEM KOMUTANI VE ODA TV EDİTÖRÜ BENİM RAPORUMLA TAHLİYE EDİLDİ”

Karakaya, Mehmet Haberal raporuyla ilgili suçlandığını ancak bu suçlamayı yapanların OdaTV’den Doğan Yurdakul ve JİTEM görevlisi olduğunu bizzat söyleyen Albay Arif Doğan’ın kendisinin verdiği sağlık raporlarıyla tahliye edildiklerini görmezden geldiklerini belirtti:

“MİT belgesinde açıkça diyor ki Ergenekon, Balyoz süreçlerinde yanlı ve yanlış raporlar tanzim etmek, ikinci başlık olarak diyor ki Mehmet Haberal’la ilgili hayati tehlike taşıyor olmasına rağmen Haseki’deki doktorların itirazını da ciddiye almayarak cezaevine göndermek, aynen bu şekil… Mehmet Haberal 22 ay boyunca tiyatro ile o hastanede tutuldu. Beni ilgilendirir mi 22 ay, kalsın hiç önemli değil. Ama ben Adli Tıp Kurumunda önüme gelmiş dosyalara adam gibi baktım, namusluca baktım ve iki tane de ismi doğrudan tahliye ettim. JİTEM Komutanı Arif Doğan ve Oda TV Editörü Doğan Yurdakul, inanır mısınız bu adamlar tahliye olduklarına inanamadılar. Ben 3. İhtisas Kurulunda bu adamları muayeneye aldım, baktım, çıktım 3. İhtisas Kurulu Başkanı Sadi Çağdır’a dedim ki hocam bu adam çıkacak. Hayır diyemez, demedi.”

“MEHMET HABERAL BANA AÇTIĞI DAVAYI GERİ ÇEKTİ”

Osman Karakaya, Ergenokon sürecinde yargılanan Nusret Taşdelen, Hurşit Tolon, Şener Eruygur, Levent Ersöz gibi isimler hakkında da rapor verdiğini ama bugün onların hiçbirinin kendisi hakkında şikayetçi olmadığını da ifade etti.

Sadece Mehmet Haberal’ın dava açtığını belirten Karakaya, “Benimle birlikte 3. İhtisas Kurulunu dava ettiler. Dava açıldı, ben ki hem insaniyet gereği hem de tıbbi etik gereği o 22 aylık tiyatroda bulduğum her ayrıntıyı, her açığı rapora yazmadım. Niye o doktorlar, orada o işe karışan adamlar mağdur olmasın… Mehmet Haberal koştura koştura avukatı vasıtasıyla beni dava etti. Ben de adamlığımdan meslek haysiyetini korumak adına Haseki’deki namussuzlukları rapor etmediğim için, akılsız bir adam olmadığım için bir kenarda tuttuğum dosya içindeki bazı bilgileri, bazı kritik bilgileri o zamanki avukatım vasıtasıyla dedim ki mahkemeye eczane ilaç dökümüyle ilgili bazı ayrıntılandıramadığım ve anlamlandıramadığım hususları lütfen soralım dedim. Yine isim ya da olay vermiyorum. Ne oldu biliyor musunuz 3. celsede Mehmet Haberal ve avukatı davayı geri çekti.” dedi.

“İKİ DOKTOR GELİP YANIMDA AĞLADI”

Mehmet Haberal’ın hayati tehlikesi olmadığı halde hastanede kalabilmesi için ‘hayati tehlikesi vardır’ raporu veren doktorlardan ikisinin kendisinden özür dileğini ifade eden Karakaya, “Bir tanesi yanımda ağladı. Dedi ki lütfen bu raporu insaflı yaz, bizimle alakalı… Doktor Bey benden yaşça da büyüktü, yanımda ağladı ve ona dedim ki hocam bak burada ağlama. Yapman gerekeni zamanında yapsaydın, burada ağlamazdın. O zaman Haseki’yi ben toptan kapattırırdım. Mehmet Haberal’ı da avukatını da iftiracılıktan mahkum ederdim. Bu hakkım saklıdır” ifadelerini kullandı.

“TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİNİ ÜZERİME SALDILAR”

54 sayfalık raporun noktasına, virgülüne kadar doğru olduğunu söyleyen Karakaya, o dönemde Türk Kardiyoloji Derneğinin üzerine salındığını da savunmasına ekledi:

“… Mehmet Haberal buraya gelemez. Niye, çünkü burada yüzleşebileceği bir imkan bulamazlar. O dosyayı ben yazdım, 54 sayfadır, eğer onda bir virgül hatası olsaydı, üzerime o dönem Türk Kardiyoloji Derneğini saldılar. Haseki Kardiyolojinin bütün hocaları ki 22 ay boyunca sakladıkları adam ve kendisi Başkent Üniversitesinin rektörüdür. Emrinde onlarca kardiyolog çalışıyor. Zannetmiyor musunuz ki bu adam bu raporu inceleyin ya şu adamın raporunda bana bir usulsüzlük bulun dememiş olsun, mümkün müdür değildir, var mıdır yoktur.”

NE İSA’YA NE MUSA’YA

Osman Karakaya, esen rüzgara göre yön değiştirmeyen, sıra dışı bir doktor, sıra dışı bir akademisyen. 2011 yılında Hekim Hakları Derneği’nde yaptığı konuşma nedeniyle ‘Ergenekoncu’ ilan edilen ve Adalet Bakanlığı Kurul Komisyonuna alınmaktan son anda vazgeçilen Osman Karakaya’ya, 8 yıl sonra ‘fetöcü’ yaftası yapıştırıldı. Kendisinin ifadesiyle ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi.

O dönemde Hekim Hakları Derneğinin genel sekreteri olan Karakaya, sağlık çalışanlarının hakkını, hukukunu savunan bir panelde konuşma yaptı. Söylediklerine sinirlenen sağlık müdürü toplantıyı terk etti. Ankara’da bakanlık sallandı, ‘o iti alırız şeflikten’ diye Sağlık Bakanlığından haber geldi. Karakaya, panelde neler anlattığını ve sonrasında yaşananları savunmasında şöyle özetliyor:

“2002’de kadrolu çalışan sayısı 245 bin, taşeron ise 11 bindi, 2010 yılına gelindiğinde ise kadrolu 329 bin, taşeron ise 113 bin kişidir. Bu modern kölelik ve köle simsarlığı sistemidir. AKP’lilerin iş alanı olarak kurulmuş, yeni bir saha doğmuştur. İnsani vebal boyutu bir yana başhekimler açısından iş müfettişleri ve iş mahkemelerinin hedefi haline getirilmelerine yol açacak bir sürü teknik mahzuru içinde barındıran bir durum ortaya çıkmıştır.

Sağlık Bakanlığı bürokratlarının umursamazlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri ile sağlık idarecilerini karşı karşıya getirmektedir. Ameliyatlar 3 kat artmıştır. Türkiye’ye dayatılan sağlığın bir hizmet değil, bir sektör olduğu dolayısıyla daha fazla tüketilmesi gerektiğidir. Bir ülkede hekimler baktıkları hasta sayısına göre ücretlendirilmeye başlanırsa yıllık hastaneye başvuru sayısı 2 katına, yapılan ameliyat sayıları da 3 katına çıkarsa orada sağlık sisteminin halkın menfaatine olduğunu söylemek mümkün olmaz diye devam eden bir sürü başlık var.

Ben bu konuşmayı yaptığım zaman Tabipler Odasının siyasi görüşünü bilirsiniz. İstanbul Tabip Odasından gelen mesaj su, bizden daha komünistler varmış. Benim bunları yazdığım, konuştuğum zamanlarda cemaatle AKP yazıyla tura gibiydi. Ben bunları yazdığım süreçte benim yazdığım Haberal raporu da çıktı. Arada 1-2 ay var. Bu arada Adli Tıp’ta raportör olarak çalıştığım için Adli Tıp Kurumu Başkanı da kardiyoloji kurul üyesi bulunmadığı için beni Adalet Bakanlığına kurul üyeliğine teklif etti. Bir dilekçeyle müracaat etti. Müracaatın neticesi az evvel kısmen okuduğum belgenin içeriğinden dolayı reddedildi.

Bu konuşmanın yapıldığı pazar gününün ertesi pazartesi akşamında saat 11’de o zamanki Adli Tıp Kurumu Başkanı beni arıyor ve bana diyor ki ‘Adalet Bakanı Müsteşarı aradı, senin kardiyoloji kurul üyeliğine teklif ettiğin adam Ergenekoncu, o zamanlar öyleydi, AKP’ye laf eden herkes Ergenekoncu’ydu… Bugün niçin buradayım FETÖ’cü olduğum için. Biz durduğumuz nokta itibariyle o gün İsa’ya bugün de Musa’ya yaranamadık. Neden çünkü bizim kimsenin çizgisiyle bir işimiz yok, biz işimizi yaptık… Ben dediğim gibi Türkiye’nin değişen konjonktürüne ayak uyduramayan bir akademisyenim. Hiç kimseyle hiçbir davam olmamıştır, hiç kimsenin ne adamı olmuşumdur ne örgütün üyesi olmuşumdur, ne talimatla iş yapmışımdır.”

KAYNAKLAR:

https://www.boldmedya.com/2020/04/09/kosovadan-kacirilan-prof-karakaya-oda-tv-ve-haberalin-propagandasini-savunmasinda-cokertti/

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/osman-karakaya-ve-cihan-ozkan-7-yil-altisar-ay-hapse-carptirildi/1637420

https://www.tr724.com/kosovadan-kacirilan-egitimciler-tutuklama-istemiyle-mahkemeye-sevk-edildi/

https://boldapp.de/2019/08/15/6-turkun-kacirilmasinda-mite-yardim-eden-22-kosovali-polis-hakkinda-sorusturma-baslatildi/

https://www.tr724.com/bm-kacirilan-6-turkle-ilgili-kararini-acikladi-kosova-ve-turkiye-mahkum-edildi/

Copyright © 2021 Tenkil Museum