Mevlüt Öztaş Gazeteci, Cihan Haber Ajansı
  • Ölüm Tarihi 18/08/2020
  • Öldüğü Yer Uşak
  • Ölüm Sebebi Kötü muamele, kanser
  • Defin Tarihi 19.08.2020, Uşak
  • Gözaltı Tarihi 01.02.2018
  • Gözaltı Yeri Uşak
  • Tutuklama Tarihi 07.10.2020
  • Tutuklayan Mahkeme Uşak Ağır Ceza Mahkemesi
  • Tutukluluk Süresi 2.5 yıl (yaklaşık)

ÖZGEÇMİŞ

24 yıllık gazeteci Mevlüt Öztaş, iki yıllık hukuksuzluklar, geciktirilen tedavi süreci, onlarca kez talep etmesine rağmen verilmeyen tahliyeler nedeniyle cezaevinde yakalandığı kanser hastalığı sonrasında hayatını kaybetti. Kapatılan Cihan Haber Ajansı’nın (CİHAN) Uşak muhabirliğini yapan Öztaş cezaevinde kansere yakalandıktan sonra adalet adeta karınca hızında işledi. Zamanında tahliye edilmedi, tedavileri geciktirildi, hastalıkları görmezden gelindi. Defalarca yapılan tahliye talepleri mahkemelerce reddedildi. Öztaş, 19 Ağustos sabahı hayatını kaybetti. Geride baştan sonra hukuksuzlukla bezeli bir cezaevi-hastane-ölüm üçgeni kaldı. Öztaş, kızının da dediği gibi göz göre göre ölüme gönderildi.

Kapatılan Cihan Haber Ajansı Uşak Muhabiri Mevlüt Öztaş, cezaevinde yakalandığı kanser nedeniyle ‘içeride kalamaz’ raporuyla 26 Haziran 2020’de ancak tahliye edilebildi. 14 Ağustos’ta kızı Büşra’nın paylaşımıyla durumunun ağırlaştığı, yeniden hastaneye yatırılan Öztaş’ın böbreklerinin de iflas ettiği öğrenildi. Öztaş, iki yıl önce böbrek yetmezliği başladığında, diğer rahatsızlıklarını da dile getirerek defalarca tahliyesini istemiş, cezaevinde diyalize bağlı bir hayat yaşamak istemediğini söylemişti..Tedavisine izin verilmedi, tahliye talepleri geri çevrildi. Bir gazeteci iktidar eliyle el birliğiyle öldürüldü.

24 YILLIK GAZETECİ 4 ÇOCUK BABASI
Mevlüt Öztaş, 24 yıldır muhabirlik yapıyordu. 2018 Şubat ayında tutuklandı. İlk olarak Uşak E Tipi Kapalı Hapishanesinde iken kasık fıtığı hastalığına yakalandı, ancak cezaevi şartlarında ameliyat olmak istemedi. Ağrılarının artması ve kötüleşmesi nedeniyle bir süre sonra ameliyat olmak zorunda kaldı. Kötü tedavi, cezaevi şartları birleşti. Ameliyattan sonra böbrek yetmezliği hastalığı ortaya çıktı. Astım rahatsızlığı daha da ilerledi. Bu süreçte ayrıca hipertansiyon hastalığına yakalandı. Cezaevi şartlarında diyet ile beslenmek zorunda kaldı. Karaciğer yetmezliği rahatsızlığı tevarüs etti. Defalarca tahliyesini talep etti, ancak mahkemeler onu hapiste tutmaya devam etti. En son cezaevinde pankreas kanserine yakalandığı haberi geldi.

İÇ KANAMA GEÇİRDİ İKİ AMELİYAT OLDU; TAHLİYE OLAMADI
Uşak E Tipi Kapalı Hapishanesinden Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesine sevk edilmişti. Afyon’a getirildiğinde ise sakal kesmeye zorlanmasına karşı itiraz dilekçesi verdiği için tek kişilik hücreye alındı. İki hafta sonra koğuşa geçebildi. Ailesi, telefon görüşmesinde; iç kanama geçirdiğini, hastaneye kaldırıldığını ve 1 hafta hastanede tutulduğunu ve safra kesesi ameliyatı olduğunu, cezaevine döndükten sonra ameliyatlı hali ile karantinaya alındığını öğrendi. Hastaneye kaldırıldığı ve ameliyat edildiği ailesine dahi haber verilmemişti.

ANKARA’YA SEVKİ DAHİ HABER VERİLMEDİ
Aileinin ısrarı üzerine bu kez de Ankara’ya sevk edildiği ortaya çıktı. Ailesi, uzun uğraşılardan sonra gazeteci Öztaş’ın Ankara Dışkapı Hastanesi’ne kaldırıldığını öğrenebildi. Kanser teşhisi konulmuştu, tümörün diğer organlarına yayılmış olması halinde kanserin 4. evrede olma ihtimali bulunduğunu, şayet yayılmadı ise riskli bir ameliyat geçirmesi gerektiği söylendi. Ameliyat için heyet kararı gerekiyordu, birden fazla uzman görüşüne ihtiyaç duyulduğu, covid-19 salgını nedeniyle ameliyat geçirmesinin riskli olduğu ileri sürüldü. Pankreas hızlı yayılan bir kanserdi. Ailesine bildirilmeyen bu nakil ve hastane sürecinden sonra kemoterapi ışın tedavisine ancak başlandığını öğrenildi.

DEFALARCA TAHLİYE TALEP ETTİ, REDDEDİLDİ
Öztaş tutuklu bulunduğu iki yıllık süre içinde önce fıtık, sonra safra kesesi ameliyatı oldu. Cezaevi şartlarından dolayı böbrek ve karaciğer yetmezliği, hipertansiyon rahatsızlıkları ortaya çıktı. Astım hastalığı ilerledi. Sağlık durumunu gerekçe göstererek defalarca şartlı tahliye talep etmesine rağmen dilekçeleri kabul görmedi.

Mevlüt Öztaş’ın tahliye edilmesi için hastaneden ‘cezaevinde kalamaz raporu’ alması gerekiyordu. Bu rapor, kızı Büşra Öztaş’ın sosyal medyada başlattığı yoğun kamuoyu baskısı sonucu geçtiğimiz Haziran ayında verilebildi. Raporda, Öztaş’ın mevcut sağlık durumuyla cezaevinde kalamayacağı, kalması halinde hayati risk bulunduğu belirtilerek tedavisinin dışarıda yapılması gerektiği vurgulandı. Uzun uğraşlar ve mahkeme süreçlerinin ardından Mevlüt Öztaş 26 Haziran 2020 tarihinde cezaevinden tahliye edildi.

HASTANENİN BODRUM KATINDA KELEPÇELİ KEMOTERAPİ
Korona nedeniyle konulan seyahat yasaklarından dolayı ailesi yanına gidemedi. Hastane ve cezaevi rapor vermediği için emniyetten izin alıp yola çıkamadı haftalarca. Daha sonra raporu hastaneye gidince almak üzere emniyetten izni alarak, hastaneye gidebilmiş, ancak cam arkasından bile görmelerine izin verilmedi. Ailesi sadece gazeteci Öztaş’ın durumunu öğrenip dönmek zorunda kaldı. Öztaş bu süreçte hastanenin bodrum katında mahkum koğuşunda yatağa bağlanarak kemoterapi almak zorunda kaldı.. Hastane heyet raporu çıkana kadar mahpusu taburcu etmeyeceğini söylemesine karşın ancak taburcu edilerek hapishaneye geri götürüldü. Avukat görüşü için cezaevine gidildiğinde de karantina nedeniyle görüştürülmeyeceği, tek başına karantina odasında tutulduğu iletildi. Cezası İstinaf mahkemesince onanmasına karşın, gerekçeli kararda hastalıkları dikkate dahi alınmayarak tahliyesi bir kez daha engellendi.

AMELİYATLAR, İFLAS EDEN BÖBREKLER, GECİKEN TEDAVİ…
Gazeteci Mevlüt Öztaş’ın adını kamuoyu ‘taşradan’ haberler geçtiği dönemden sonra ilk kez kızları Büşra ve Elif’in paylaşımlarıyla duymuştu. Cezaevinde pankreas kanserine yakalanan, tedavisi geciktirilen, ‘ölmeye yakın’ ancak tahliye edilen hasta tutsaklardan biriydi. Cezaevinde iki kez ameliyat olan, böbrekleri iflas eden, tedavi gördüğü hastanede kemoterapiye elleri kelepçeli alınan Mevlüt Öztaş, ailesinin gayreti, Türkiye’deki insan hakları savunucusu kurumlar ile aktivistlerin, milletvekillerinin ve gazetecilerin yoğun kamuoyu baskısı sonucu ancak 26 Haziran 2020 tarihinde tahliye edildi. Tedavisi çok gecikmişti. Tahliye sonrası başlayan kemoterapi ve ağır hastalığı yenmesine zaman ve imkan tanımadı.

GEÇEN HAFTA DİYALİZ VE KEMOTERAPİ SONLANDIRILMIŞTI
Son günlerinde Afyon’daki ailesinin yanında kalan Mevlüt Öztaş’ın durumu ağırlaşınca yeniden hastaneye kaldırıldı. Hastanede durumu günden güne ağırlaşan Öztaş, önce böbreklerini tamamen kaybetti. Ardından karaciğer yetmezliği nedeniyle tümörün tüm vücudu sardığı ortaya çıktı. Konuşmakta güçlük çeken, zaman zaman da bilinç kaybı yaşayan Öztaş’a böbrek yetmezliği nedeniyle uygulanmak istenen diyaliz ve kemoterapi de sonlandırıldı. 14 Ağustos’ta kızı Büşra’nın paylaşımıyla durumunun ağırlaştığı, yeniden hastaneye yatırılan Öztaş’ın böbreklerinin de iflas ettiği öğrenildi. Öztaş, 19 Ağustos sabahı hayatını kaybetti.

Adı Soyadı: Mevlüt Öztaş
Yaşı: 49
Doğum Tarihi:  1970
Mesleği-Ünvanı: Gazeteci
Gözaltı Tarihi ve Yeri: Şubat 2018, Uşak
Tutuklanma Tarihi ve Yeri: Şubat 2018, Uşak
Tutuklama Kararı Alan Savcılık: Uşak Cumhuriyet Savcılığı
Tutuklayan Mahkeme-Hakim: Uşak Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlama-Hakkında İstenen Ceza: Terör örgütü üyeliği suçlaması, 9 yıl 3 ay
Tutukluluk Süresi: 2.5 yıl yaklaşık
Ölüm Tarihi: 18 Ağustos 2020
Öldüğü Yer-Şehir: Uşak
Ölüm Sebebi: Kötü muamele, tutuklu ölüm, tedavisine izin vermemek, tahliye taleplerini reddederek hastalıkla ölüm, kanser…
Gözaltı ve Tutukluluğundaki Hastalıkları: Böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, astım, hipertansiyon, kasık fıtığı kanser,…

İşkence ve Kötü Muameli Tespiti: Var
Otopsi Durumu: Yapılmamış
Ölümünden Sorumlu Kişi ve Kurumlar:

Tenkil kararlarını uygulayan AKP iktidarı ve kabinesi
Adalet Bakanlığı,
İçişleri Bakanlığı,
Tahliye taleplerini reddeden Uşak Cumhuriyet Savcılığı, Uşak Ağır Ceza mahkemeleri,
Tedavisini engelleyen cezaevi gardiyan ve yöneticileri

GÜNLÜKLERİNDEN KENDİ HİKAYESİ

Mevlüt Öztaş’ın cezaevi günlükleri: Bir gazetecinin gün gün ölüme gidişi
Gazeteci Mevlüt Öztaş cezaevinde tuttuğu günlüklerde ve notlarda ihmal yüzünden yavaş yavaş ölüme gidişini yazmıştı. Bir gazeteci hiçbir suç gösterilmeden nasıl hapiste tutuldu? Nasıl sistemli psikolojik işkenceye uğradı? Kansere yakalandığını nasıl öğrendi? Bütün bu soruların cevabı Kronos haber sitesinin 28-30 Eylül tarihleri arasında yayınladığı Öztaş’ın günlüklerinde kendi satırlarında çıktı.
Kronos’un yazı dizisiyle kamuoyuna yansıyan ve Mevlüt Öztaş’ın günlükleri ve yaşadıkları şöyleydi;

(28 Eylül 2020 KRONOS ÖZEL) – BİRİNCİ GÜN
Gazeteci Mevlüt Öztaş, KHK ile kapatılan Cihan Haber Ajansı’nın Uşak muhabiri olarak çalıştığı için ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla 1 Şubat 2018’de tutuklanmıştı. Cezaevine girdiğinde sağlıklı olan Öztaş’ın önce böbrekleri çalışamaz duruma geldi, ardından hipertansiyon hastalığı ortaya çıktı. Mevlüt Öztaş cezaevinde son olarak pankreas kanserine yakalandı. Tahliyesi için verilen uzun uğraşlar sonuçsuz kalan Öztaş, 4. evreye ulaşan kanser bütün vücuduna yayılınca 23 Haziran’da tahliye edildi. Fakat tedavi için artık çok geç kalınmıştı. Mevlüt Öztaş tahliyesinden 57 gün sonra, 19 Ağustos 2020 tarihinde hayata veda etti.
Öztaş cezaevinde yaşadıklarını not defterine kaydetmiş, bir günlük tutmuştu. Mevlüt Öztaş’ın kendisini ölüme götüren 874 güne tanıklık eden günlüğünü yayımlıyoruz.
Üç bölüm halinde yayımlanacak bu günlüklerde bir gazetecinin hiçbir suç gösterilmeden nasıl hapiste tutulduğunun, uğradığı sistemli psikolojik işkencenin, cezaevine girdikten sonra türlü hastalıklarla mücadelesinin, pankreas kanserine yakalanışının ve maalesef gün gün ölüme gidişinin hikâyesini bulacaksınız. İşte Mevlüt Öztaş’ın cezaevi günlükleri:
‘Tutukluyum ama hiçbir suç gösterilmiyor’

‘MASAK SUÇSUZLUĞUMU İSPAT EDİYOR’
15 MART 2018 (mahkemeye verdiği dilekçeden) – MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) raporu, suçsuzluğumu ispat etmektedir. Çünkü orada belirtildiği üzere, ben sadece Uşak Gazeteciler Cemiyeti ve Uşak Yayıncılar Birliği’ne üyeyim. Bunun haricinde herhangi bir örgüte üyeliğim bulunmamaktadır.

OĞLUNDA KONUŞMA PROBLEMİ ORTAYA ÇIKTI
İki kızım üniversitede bir kızım da lisede okumaktadır. Üç buçuk yaşında bakıma muhtaç bir oğlum var. [Öztaş’ın oğlu Ali Yekta’da, babasının cezaevine konulmasından sonra konuşma problemi baş gösterdi.] Eşime 2013’te Hepatit teşhisi konuldu. Eşim rahatsızlığı sebebiyle herhangi bir işte çalışmaması gerekirken, hem ailemizin hem de benim ihtiyaçlarım için, iş bulabilirse gündelik işlerde çalışmaktadır. Bu sıkıntılı günlerinde onlara destek olmak istiyor ve tahliyemi talep ediyorum.

‘AİLE BÜTÜNLÜĞÜMÜZ BOZULDU’
10 TEMMUZ 2018 – 160 gündür tutukluyum. Evli ve dört çocuk babasıyım. Eşim hasta. Ailemin bir geliri yok. Aile bütünlüğümüz bozuldu. Çocuklarımı uzun zamandır göremediğim için psikolojileri bozuldu.
12 TEMMUZ 2018 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim.
26 TEMMUZ 2018 – Doktora gittim ve tahlil için kan örneği verdim.

‘HASTA MAHREMİYETİNE SAYGI DUYULMADI’
27 TEMMUZ 2018 – Rahatsızlıklarım sebebiyle göz, üroloji ve nefroloji doktorlarında muayene oldum. Muayene sırasında kelepçelerimin çıkarılması ve doktor-hasta mahremiyeti gereğince doktorla yalnız görüşme taleplerim reddedildi.

‘AMELİYAT OLMAK İSTEMİYORUM’
30 TEMMUZ 2018 – Hastalıklarımın teşhisi için kan ve idrar numuneleri verdim ve ultrason çektirdim.
Cezaevi şartları çok kötü. Sular sık sık kesiliyor, koğuş hijyenik değil. Sıcak su, günlük sadece 45 dakika akıyor ve koğuştaki 21 kişi bu kadar sürede banyo yapmak zorunda. 8 kişinin kalabileceği koğuşta 21 kişi kalıyoruz. Tuvalet ihtiyacı için bir saat sıra bekliyoruz. Kıyafetlerimi ve şahsi eşyalarımı koyabilecek bir dolabım yok. Koğuşta toplam beş dolap var.
Doktor sol kasığımdaki fıtık sebebiyle ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Fakat aynı koğuşta kaldığımız bir arkadaşım, hastane şartlarının çok kötü olması sebebiyle, ameliyat sonrası enfeksiyon kaptığını ve felç olma tehlikesi olduğunu beyan etti. Bu endişe ve korku sebebiyle ameliyat olmak istemiyorum.

‘SAĞ BÖBREĞİM İŞLEVİNİ YİTİRDİ’
1 KASIM 2018 – Kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon hastalığı teşhisi konuldu. Sağ böbreğim işlevini yitirdi, sol böbreğim ise yüzde 87 kapasite ile çalışmakta.
2 KASIM 2018 – Doktora gittim. Yarın tekrar gelmemi ve diyetisyene sevk edeceğini söyledi. Bunu talep ettiğim zaman cezaevi sağlık görevlisi Turgay isimli kişi tedaviye gitmemi engelledi ve beni doktora göndermedi.
17 OCAK 2019 – Doktora gittim. Tansiyon ve mide ilacı aldım.
1 ŞUBAT 2019 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim. Ürikoliz ilacı verildi.
14 ŞUBAT 2019 – Tansiyon için doktora gittim. Tansiyon ve demir ilacı aldım.
28 ŞUBAT 2019 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim. Tansiyon: 11/6, Kilo: 69.
7 MART 2019 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim.
14 MART 2019 – Doktora gittim. Tansiyon: 90/50, Kilo: 72. Mide ilacı aldım.
28 MART 2019 – Doktora gittim. Kasık fıtığı ameliyatı için Afyon Kocatepe Üniversitesi’ne sevk edildim.

‘TUTUKLUYUM AMA HİÇBİR SUÇ GÖSTERİLEMİYOR!’
10 HAZİRAN 2019 – ‘Silahlı terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla tutukluyum. Fakat bu suçlamaya delil oluşturabilecek silah, mermi, teçhizat, örgüt şeması, yaptığım bir silahlı terör eylemi, bilerek işlediğim bir suç gösterilememiştir. Çünkü yoktur. Çalıştığım Cihan Medya valilik, belediye, emniyet müdürlüğünün protokol listesinde bulunan ve sürekli basın daveti ve bilgilendirme gönderilen, Turkuaz Medya, Doğan Medya ve Demirören Medya gibi ‘yasal’ bir kuruluştu.
30 EYLÜL 2019 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gitmek istiyorum. (Not: Talebime cevap verilmedi.)

‘SUÇUM GAZETECİLİK YAPMAK!’
30 EKİM 2019 – Hakkımdaki iddialar şunlar: 1) Haber amaçlı yaptığım görüşmeler. 2) Cihan Medya’da çalışmış olmam. 3) Hükümete karşı muhalif haber yapmam. 4) Haber amaçlı, adliye önündeki protesto eylemini takip etmem. 5) Yaptığım haberlerin sosyal medyada paylaşılması. 6) Hazırladığım bazı eğitim haberleri. 7) Haber amaçlı yaptığım telefon görüşmeleri. 8) Çalışmamın karşılığı olarak maaşımın, devlet onaylı bir banka olan, Bank Asya’ya yatırılması.

‘DİLEKÇELERİME CEVAP VERİLMİYOR’
1 KASIM 20019 – Kurum müdürüne yazdığım ve cevap alamadığım dilekçelerim: 3 Aralık 2018 tarihli battaniye talep dilekçesi, 25 Mart 2019 tarihli dilekçe, 13 Mayıs 2019 tarihli dilekçe, 22 Mayıs 2019 tarihli dilekçe, 11 Temmuz 2019 tarihli dilekçe, 18 Ekim 2019 savunmamın aileme verilmesiyle ilgili dilekçe, 31 Ekim 2019 battaniye talep dilekçesi.
11 KASIM 2019 – Yönetimden mahkeme savunmamın çıktısını yazıcıdan alabilmek için 17 Eylül, 20 Eylül, 2 Ekim ve 10 Ekim 2019 tarihlerinde olmak üzere dört kere dilekçe verdikten sonra çıktı alabildim. Lakin bu da işe yaramadı çünkü savunmamı gönderdiğim zaman hakkımda karar verilmişti bile.

(29 Eylül 2020 KRONOS ÖZEL) – İKİNCİ GÜN
Gazeteci Mevlüt Öztaş’ın cezaevi günlükleri: Ölümle karşı karşıyayım
Mevlüt Öztaş’ın cezaevi günlüğünden: “Herhangi bir disiplin suçu ve kınama almamama rağmen tek kişilik koğuşa alındım. Kaldığım ortamın temiz ve sıcak olması gerekiyor. Burası çok tozlu ve soğuk. Nefes almakta zorlanıyorum. İyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa kapılmaktan endişe duyuyorum.”
Mevlüt Öztaş’ın cezaevi günlüklerinin ikinci bölümünü yayımlıyoruz. Defterinde yer alan bu notlarda Öztaş’ın sağlık sorunlarından söz ettiği, tehlikeli bir hastalığa yakalanma endişesi taşıdığı görülüyor. Öztaş sağlık sorunlarına ve disiplin cezası bulunmamasına rağmen tek kişilik hücreye konulmuştu. Bu notların yazıldığı 2020’nin ilk aylarında Mevlüt Öztaş’ın kanser olduğu henüz ortaya çıkmamıştı.

‘GAZETECİLİK YAPTIĞIM İÇİN CEZALANDIRILIYORUM’
2 OCAK 2020 – 24 Aralık 2019’daki mahkemede tutukluluğumun devamına karar verildi. 703 günü tutuklu, 1541 gündür yargılanıyorum. Fakat bu süre içinde bir tane bile somut suç unsuru dosyama konulamadı. Ben gazeteci olduğum için yargılandım ve mesleğimi icra ettiğim için cezalandırılıyorum.
14 OCAK 2020 – Afyon Devlet Hastanesi’ne gittim ve doktorlar idrar tahlili için numune istedi. Tuvalete gitmek istedim fakat güvenlik görevlileri tuvalete gitmeme izin vermedi, ayakta idrar örneği vermek zorunda kaldım. Hasta mahremiyeti ihlal edildi.
17 OCAK 2020 – Doktora gitmek istedim. Tansiyon hastası olmama rağmen kabul edilmedi.
31 OCAK 2020 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim.

‘TEK KİŞİLİK HÜCREYE KONULDUM’
11 ŞUBAT 2020 – Sadece bilgi alma amaçlı yazdığım dilekçe sebebiyle tek kişilik hücreye konuldum.

‘GÜNLÜK 2 LİTRE SU İÇMEM GEREKİYOR AMA SU YOK’
13 ŞUBAT 2020 – Tek kişilik hücrede kalıyorum. Böbrek hastasıyım ve her gün 2 litre su içmek zorundayım. Fakat 2 günde 1 litre su içebildim. İçme suyuna ulaşma imkânı sağlanmıyor. Hücremdeki su bataryası da arızalıdır.
18 ŞUBAT 2020 – Tutuklandıktan tam 24 ay 2 hafta 3 gün sonra (747 gün), verilen 9 yıl 3 ay hapis cezasının gerekçeli kararı elime ulaştı.

‘BOĞULMA TEHLİKESİ YAŞIYORUM’
19 ŞUBAT 2020 (cezaevi yönetimine verdiği dilekçeden) – 11 Şubat 2020 tarihinden itibaren, herhangi bir disiplin suçu ve kınama almamama rağmen tek kişilik koğuşa alındım. Çeşitli sağlık problemlerim var. Mide fıtığı ve reflü ameliyatı oldum. Reflü tekrar nüksetti ve uyurken mide suyu nefes boruma kaçıyor ve boğulma tehlikesi yaşıyorum. Cezaevinde iki defa bu tehlikeyi yaşadım ve koğuş arkadaşlarımın yardımı ile atlattım. Ayrıca hipertansiyon, astım ve böbrek hastasıyım. Kaldığım ortamın temiz ve sıcak olması gerekiyor. Burası çok tozlu ve soğuk. Nefes almakta zorlanıyorum. İyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa kapılmaktan endişe duyuyorum. Hücrede kalma uygulamasının sonlandırılmasını istiyorum.

‘ORGANLARIMIN İŞLEVİNİ YİTİRMESİNDEN KORKUYORUM’
20 ŞUBAT 2020 – 49 yıllık hayatımda hiçbir suça bulaşmadım. Bana isnat edilen suçlarla yakından uzaktan hiçbir ilgim yoktur. Hele ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçu beni kahrediyor. Ben sadece gazetecilik yaptım. Gözaltına alındığım ilk günden beri avukatıma ulaşımım engellendi, dijital materyallerimin imajı-kopyası evimde alınmadı, aleyhime tanıklık yapan kişilerle mahkemede yüzleştirilmedim. Tutuklu bulunduğum cezaevinde astım, reflü, göz bozukluğu, kronik böbrek yetmezliği, hipertansiyon, sol kasık fıtığı hastalıkları ortaya çıktı.
Telafisi mümkün olmayan sağlık problemlerimin ağırlaşmasından ve yenilerinin eklenmesinden, organlarımın birinin daha işlevini yitirmesinden endişe duyuyorum.
Ben terörist değilim. Eli kanlı çocuk katillerine verilen cezanın bana da verilmesi beni kahrediyor.
21 ŞUBAT 2020 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gitmek için dilekçe yazdım.

SUÇLAMA: HABER İÇİN MİLLETVEKİLLERİ İLE GÖRÜŞME YAPMAK
2 MART 2020 (mahkemeye yazdığı dilekçeden) – Bana yöneltilen suçlama dönemin MHP Milletvekili Durmuş Yılmaz, CHP Milletvekili Özkan Yalım gibi kişilerle haber amaçlı görüşmemin dökümüdür. Bu arada ben bir gazeteci olarak AKP’li belediye başkanı Nurullah Cahan, Uşak Milletvekilleri İsmail Güneş ve Mehmet Altay, İl Başkanı Basri Yıldırım ile de görüştüm. Fakat bu görüşmelerimin dökümü bana gösterilmedi. Kaldı ki bunlar suç mudur?
Sonuç olarak, ben sadece gazetecilik yaptım. Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel’e uygulanan adaletin bana da uygulanıp beraatıma ve tahliyeme karar verilmesini istiyorum.

‘KORONAVİRÜS SEBEBİYLE HERKESİN PSİKOLOJİSİ BOZULDU’
12 MART 2020 – Cezaevlerinde korona virüsü ile ilgili yeterli tedbir alınmıyor. Bütün hükümlü ve tutuklular aynı telefonları kullanıyor ve bu telefonlar dezenfekte edilmiyor. Cezaevlerindeki bu tedbirsizlik panik ataklara sebep oldu, herkesin psikolojisi altüst oldu.

‘VÜCUDUMDA SARILIK BAŞLADI’
29 MART 2020 – Bugün acil olarak hastaneye kaldırıldım. Böbrek yetmezliğinin yanı sıra karaciğer yetmezliği sebebiyle vücutta sarılık başlamış.

‘AMACIM HAYATTA KALMAK’
30 MART 2020 (mahkemeye verdiği dilekçeden) – 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde ilk Korona vakası meydana gelmiş ve bu cezaevindeki insanları ve özellikle beni son derece endişelendirmiştir. Çünkü bilim insanları, ölenlerin yüzde 73.8’ini ‘hipertansiyon’ hastalarının oluşturduğunu ifade etmişlerdir. Kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon hastası olduğum için ben de risk grubundayım. Cezaevindeki gardiyanlar sürekli tutuklu ve mahkûmlarla temas halindeler, onlarda çıkacak bir virüs bütün cezaevinin hasta olması anlamına gelir.
Amacım hayatta kalmak. Şu anda ölümle karşı karşıyayım. Adli kontrol tedbirleri çerçevesinde tutuksuz yargılanma talep ediyorum.

‘BUGÜN AMELİYAT OLACAĞIM’
31 Mart 2020 – Pankreas kanalı tıkanmış, karaciğer yetmezliği oluşmuş ve bu da sarılığa ve iç kanamaya sebep olmuş. Doktor, “Tıkanıklığa sebep olan maddenin ne olduğu patoloji sonucuna göre belli olacak” deyince kanser olduğumu anladım.

(28 Eylül 2020 KRONOS ÖZEL) – BİRİNCİ GÜN
Gazeteci Öztaş’ın cezaevi günlükleri: Ambulansta ellerim kelepçeliydi
‘Lavaboda ellerimi saçlarıma götürdüm avuçlarım saçlarımla doldu. Sonra saçlarımın dolu olduğu lavaboyu temizledim. Ellerimle saçlarımı tekrar taradım, dökülmeye devam ediyor. Rahat etmedi içim ve saçlarımı yıkadım bu sefer. Maalesef dökülme devam ediyor. İşte o zaman kanser olduğumu kabullendim.’
Mevlüt Öztaş, günlüklerinin son bölümünde kanser tedavisi sürecinde yaşadıklarını anlatıyor. “Hem mahpusum hem hastayım hem de ailemden ayrıyım,” diyen Öztaş’ın başından geçenler, maruz kaldığı sistemli işkencenin tanığı.
6 NİSAN 2020 – Çok halsizdim. Tekerlekli sandalye ile doktora gittim. Doktor ambulans çağırdı. Fakat cezaevi yönetimi, beni hastaneye ambulansla değil cezaevi aracı ile gönderdi.
Durumun ciddiyetinden dolayı beni Ankara Şehir Hastanesi’ne sevk ettiler. Ambulansta ellerim sedyeye kelepçeli olarak seyahat ediyorum. Şehir Hastanesi’ne gelince burada mahkûm koğuşu olmadığı için beni almadılar. Birkaç saat mücadele edildi fakat kabul etmediler. Buradan, ellerim kelepçeli olarak iki asker eşliğinde Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’ne gittik.
İyice halsizleştim ve oturduğum tekerlekli sandalyede bayılmışım. Sedyede tahliller yapılmaya başlandı. Konuşulanları az da olsa duyabiliyorum fakat sorulan sorulara cevap veremiyorum. Dışkapı mahkûm koğuşuna geldik ve burada biraz ayıldım. Burada da önce evrak eksik olduğu için kabul etmediler. Doktorlardan sevk evrakları geldikten sonra hastaneye yatırdılar.
Hava bana çok soğuk geliyor, çok üşüyorum. Bir battaniye daha rica ettim. Getirilen yemekleri de zor yiyebiliyorum.
Mevlüt Öztaş, oynamaya doyamadığı Ali Yekta’sıyla…

‘ALİ YEKTAM’LA DOYA DOYA OYNAYAMADIM’
24 NİSAN 2020 – Çocuklarımla, özellikle Ali Yektam’la doya doya oynayamadım. O, 18 aylıkken bir eşkıyaymışım gibi tutukladılar beni. Doya doya sarılıp koklayamadım. Baba oğula, oğul babaya hasret 47 ay eziyet ettiler bize.
25 NİSAN 2020 – Onkoloji servisinde iki ünite kan verdiler.

‘HAYATIM BİR FİLM ŞERİDİ GİBİ GEÇİYOR GÖZLERİMİN ÖNÜNDEN’
27 NİSAN 2020 – İlk kemoterapi tedavim bugün saat 16’da başladı ve 22’de sona erdi. En az dört kür uygulanacak. Sonuca göre gerekirse iki kür daha uygulanacak. Dört kür alırsam 96 gün, altı kür alırsam 144 gün daha Ankara’da hastanede kalacağım anlamına geliyor bu.
Allahım! Hem mahpusum hem hastayım hem de ailemden ayrıyım.
Hastalığım sebebi ile mi bilmiyorum ama çok duygusallaştım. Şu an ailem ve hayatım hapishane duvarına yansıtılmış bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden.
28 NİSAN 2020 – Kemoterapinin 1. kürünün 2. seansını aldım.
29 NİSAN 2020 – Kemoterapinin 1. kürünün 3. seansını aldım. 21 gün sonra ikinci kür başlayacak.
30 NİSAN 2020 – Sağlık kuruluna çıkardılar. Hipertansiyon, böbrek yetmezliği ve pankreas kanserim sebebiyle cezaevinde kalıp kalamayacağımı değerlendirecekler.
6 MAYIS 2020 – Karaciğerimde 14 mm çapında bir ur olduğunu öğrendim.
8 MAYIS 2020 – Kan ve idrar tahlili, tansiyon ve nabız ölçümleri yapıldı. Akciğer röntgen filmim çekildi. Ateşim ise 37.8. Hastanedekiler durumumdan dolayı paniklediler, duruma müdahale ettiler.

‘KIZLARIMIN GAYRETİYLE HASTANEDE TEDAVİ GÖRÜYORUM’
9 MAYIS 2020 – Kemoterapi üçüncü seanstan sonra her gün kan almaya başladılar. Doktorlar kollarımdan her gün iğne vurmaya başladı. Kızlarıma teşekkür ediyorum. Onların gayret ve duası ile hastanede tedavi görüyorum. Yoksa beni bu durumda tekrar cezaevine göndereceklerdi. Allah onlardan razı olsun.

‘SAÇLARIM DÖKÜLMEYE BAŞLADI’
10 MAYIS 2020 – Bugün saçlarım dökülmeye başladı. Lavaboda ellerimi saçlarıma götürdüm avuçlarım saçlarımla doldu. Sonra saçlarımın dolu olduğu lavaboyu temizledim. Ellerimle saçlarımı tekrar taradım, dökülmeye devam ediyor. Rahat etmedi içim ve saçlarımı yıkadım bu sefer. Maalesef dökülme devam ediyor. İşte o zaman kanser olduğumu kabullendim. Şimdiye kadar kendimi kanser değilmişim gibi hissetmeye çalıştım. Halbuki iki haftadır her gün bir tüp kan alıyorlar, sağ ve sol omuzlarımdan iğne vuruyorlar, serum takıyorlardı. Bunlar olurken dahi kanser olduğumu hissetmemiştim. Ama bir kıl her şeyi değiştirdi.
İnanılacak gibi değil ama tam 34 yıl önce apandisit ameliyatı olduğumda sağ ve sol kalçamdan 9 gün boyunca ağrı kesici iğne yapmışlardı. İğne yerlerimin acısını hissediyorum nedense. Ağrılar sebebiyle gece uyuyamadım.
“Zalim sanır ki bize zulmediyor. Hayır. Bize olan o zulüm durmaz geçer, fakat onun boynunda ebedi kalır.” (Sadi Şirazi)
Mevlüt Öztaş eşi Gülten Öztaş ile…

‘DÜN EVLİLİK YILDÖNÜMÜMÜZDÜ’
17 MAYIS 2020 – Dün evlilik yıldönümümüzdü. Dört yıldır eşimden ve çocuklarımdan ayrıyım. Bu ayrı kaldığım her bir yılın, her bir ayın, her bir haftanın, her bir günün, her bir saatin, her bir dakikanın, her saniyenin, her bir salisenin adedi kadar bizi bu duruma düşüren zalimleri, zalim yandaşlarını Allah kahretsin. Bize iftira atıp, ‘terörist’ diye sevdiklerimizden ayıranlar gün yüzü görmesinler.
20 MAYIS 2020 – Bugün kemoterapinin 2. kürünün 1. seansı verildi. İki ünite de sarı serum takıldı.
22 MAYIS 2020 – Kemoterapinin 2. kür 3. seansı bitti. Duş yaptım. Saçım, sakalım ve vücudumdaki kıllar suyla beraber beni terk ediyor. Doktor beş gün devam edecek bir tedavi uyguluyor. Bugün ikinci gün. Kendimi çok yorgun hissediyorum. Yataktan sadece ibadet ve yemek için kalkabiliyorum.
Mevlüt Öztaş çok bağlı olduğu çocuklarıyla

‘DÖRT BAYRAMDIR ÇOCUKLARIMA HEDİYE ALAMADIM’
Bugün Ramazan bayramı ve ben dördüncü Ramazan Bayramı’nı da ailemden uzakta ve yalnız geçiriyorum. Bir ben ve dört duvar. Konuşabileceğim kimse yok. Sadece tahlil ve kontrol için gelen sağlık ekipleri ve yemeği getiren gardiyanlar… Rahmetli babam her bayramda aile fertlerine bayramlık elbise alırdı. Ben evlatlarıma kaç bayramdır hiçbir şey alamadım. Bundan dolayı hepinizden özür diliyorum.
Mevlüt Öztaş ailesinden sonra en çok mesleğine bağlanmıştı. Hep bir gazeteci gibi yaşadı.

‘BİR MELEMEN OLSA, YANINDA DA ÇAY!’
27 MAYIS 2020 – Bugün hastanedeki 59. günüm. İki gündür hayalen melemen yapıyorum. Yanında bir de çay olsa. Cezaevinde yaptığım melemeni özledim. Evimde melemen yapacağım günleri hayal ediyorum. Bir de sucuklu yumurta. Bunları düşününce iyice acıktım…
31 MAYIS 2020 – Hastanedeki mahkûm koğuşundan taburcu oldum ve Sincan L3 Tipi Kapalı Cezaevi’ne getirildim. A3 koğuşuna konuldum. Koğuş üç kişilik fakat korona sebebiyle yalnız kalıyorum.
[Mevlüt Öztaş’ın defterindeki son cümle:]
Hayat tekrarı olmayan bir süreçtir ve ‘keşke’ler hiçbir şeyi geri getirmez.

Kaynaklar:
https://kronos34.news/tr/mevlut-oztasin-cezaevi-gunlukleri-bir-gazetecinin-gun-gun-olume-gidisi/
https://kronos34.news/tr/mevlut-oztasin-cezaevi-gunlukleri-olumle-karsi-karsiyayim/
https://kronos34.news/tr/gazeteci-mevlut-oztasin-cezaevi-gunlukleri-ambulansta-ellerim-sedyeye-kelepceliydi/

Copyright © 2021 Tenkil Museum