İsmet Özçelik Eğitimci, Mevlana Üniversitesi
  • Kacirilma Tarihi 04.05.2017
  • Kacirildigi yer Malezya
  • Gözaltı Tarihi 12.05.2017
  • Gözaltı Yeri Ankara TEM
  • Tutuklama Tarihi 24.05.2017
  • Tutuklayan Mahkeme Ankara Sulh Ceza Hakimlikleri
  • Tutukluluk Süresi 4 yıldan fazla
  • Suçlama-İstenilen Ceza 04.05.2017

ÖZGEÇMİŞ

Eğitimci İsmet Özçelik 4 Mayıs 2017’de Malezya’da MİT ve işbirliği yapan Malezya istihbaratının bazı elemanları vasıtasıyla kaçırıldı. Birleşmiş Milletler’in koruma kartı verdiği Özçelik zorla kaçırılmasının ardından 12 Mayıs’ta Türkiye’ye getirildi, 24 Mayıs tarihinde ise Ankara’da tutuklandı. Birleşmiş Milletler Özçelik’in serbest bırakılmasını istedi. Ancak 10 yıl hapis cezası alan Özçelik, kalp krizi geçirmesine ve ağır kalp ve diyabet hastası olmasına rağmen halen tutuklu.

Anayasa Mahkemesi’nin terör örgütü üyeliği için delil olmayacağına hükmettiği Bank Asya’ya para yatırma ve Bylock gerekçesiyle örgüt üyeliği suçlamasıyla 9 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırılan İsmet Özçelik, Temmuz 2019’da Denizli T Tipi Cezaevinde iki kez kalp krizi geçirdi. Kalp krizinden 15 gün sonra doktora götürüldü. Tahliye talepleri reddedildi.

İsmet Özçelik, 15 Temmuz darbe girişimi öncesi bir eğitimci olarak hayatını sürdürüyordu. Konya Mevlana Üniversitesi’nin yönetimindeydi. Eşi Hatice Özçelik bir özel okulda öğretmendi.  Hem üniversitenin hem özel okulun KHK ve OHAL kararlarıyla kapatılıp el konulmasının ardından Özçelik ailesi, Malezya’daki oğullarının yanına gitmeye karar verdi. Türkiye’nin yurtdışındaki Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik cadı avı ve yakalama girişimlerinin hedefi haline gelen İsmet Özçelik, oğlu Süheyl ile ilk gözaltından sonra salıverilmişti. Malezya makamları Özçelik hakkındaki suçlamaları ciddiye almadı. Özçelik bu süreçte BM koruması için başvurdu ve kabul edildi. Ancak Ipoh’taki uluslararası okulun müdürü Turgay Karaman ve işadamı İhsan Aslan’ın ‘kimliği bilinmeyen kişiler’ tarafından 2 Mayıs 2017’de gözaltına alındı. Eğitimcilerle ilgili makul hiçbir suçlama getiremeyen Türkiye tarafı ve MİT bu kez IŞİD iftirası ile adeta yeni bir tezgah hazırladı.  Malezya yetkililerinin hukuksuz gözaltına alma işlemini ‘Malezya’nın güvenliği’ ve ‘IŞİD aktiviteleri’ referansı ile açıklamaya çalışma sebebi MİT ve kaçırma çetesinin bu oyunuydu. 4 Mayıs 2017’de bu kez  Malezya’da bulunan üniversite yöneticisi İsmet Özçelik de benzer suçlamalarla gözaltına alındı. Özçelik, daha önce de oğluyla birlikte tutuklu kalmış, daha sonra Malezya yetkilileri tarafından serbest bırakılmıştı. Ancak Türkiye her türlü hukuksuzluğa başvurarak ve dünya kamouyunun gözü önünde  3 eğitimciyi kaçırarak Ankara’ya getirdi.

2 ve 4 Mayıs tarihlerinde bu gelişmeler yaşanırken Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Merkezi’nin Güney ve Doğu Asya ofisi, Malezya’da hukuksuz şekilde gözaltına alınan 3 Türkiye vatandaşı hakkında ‘ciddi endişeleri’ olduğunu Facebook ve Twitter adresinden yayınladığı bir metinle dile getirdi. Merkezi Bangkok’ta bulunan ofisin direktörü Laurent Meillan, “Bu kişilerin Temmuz 2016’daki darbeyle suçlanan Gülen Hareketi’yle iddia edilen ilişkileri sebebiyle hedef alındığından endişe ediyoruz” dedi. Buna örnek olarak da  Ekim 2016’da da iki Türk vatandaşı, Malezya’dan Türkiye’ye dönüş yolunda gözaltına alıınıp Türkiye’ye tutuklanmak üzere gönderilmelerini örnek gösterdi. Meillan ayrıca Malezya hükümetine, gözaltındaki ‘üç kişinin adil bir şekilde yargılanması’ çağrısı yaptı ve ‘Türkiye’ye iade edilmeleri durumunda güvenlikleriyle ilgili endişelerin oluşacağını’ söyledi. Ancak BM koruması altına alınmasına rağmen Özçelik, diğer iki isimle birlikte Türkiye’ye kaçırıldı.

Bank Asya’ya para yatırmak ve Bylock kullanmak suçlamasıyla tutuklanan Özçelik’e 25 Temmuz 2019’da  yaklaşık iki tutukluluğun ardından 9 yıl 11 ay hapis cezası verildi. Özçelik hakkında Bylock ve Bank Asya suçlamalarının düşürülmesi üzerine mahkeme iddianamede olmayan suçlarla ceza verilmiş oldu.

BM İNSAN HAKLARI KOMİSYONUN SERBEST BIRAKILSIN KARARI UYGULANMADI

İsmet Özçelik’in kaçırılması ve tutuklanmasıyla ilgili Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, derhal serbest bırakılması çağrısı yapmış ve karara uyması için Türk makamlarına 180 gün süre tanımıştı. Ayrıca BM Komisyonu, keyfi tutukluluk için Özçelik’e tazminat ödenmesine hükmetmişti. BM kararında asıl dikkat çeken unsur ise Bylock ve Bank Asya nedeniyle tutuklama yapılamayacağıydı.

BM’nin kararı bir önceki duruşmada gündeme gelmiş ancak Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararı dikkate almamıştı. Bugün yapılan karar duruşmasında ise dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Mahkeme, gerekçeli kararında Bylock kullanmak ve Bank Asya’ya para yatırmak suçlamalarına yer verilmedi.

TANIK İFADELERİ KARARDA YER ALMADI

Özçelik hakkında iddianamede 8 tanığın ifadesine yer verilmiş ancak bu tanıkların tamamı ifadelerini geri çekmişlerdi. Sonrasında bir tanık tekrar duruşmaya getirilmiş ve Emniyette verdiği ifadesini yenilemişti. Özçelik savunmasında bu tanığın iddialarına karşı çıkmıştı. Hükümde, savcılığın elinde kalan son tanığın ifadesine de yer verilmedi.

Duruşma savcısı, iddianamede yer almayan yeni suçlar üzerinden bir mütalaa sundu. Özçelik hakkında üyelik ve örgüt propagandası suçlamasıyla üst sınırdan ceza verilmesini talep etti. Mütalaada; Özçelik’in Hizmet Hareketi’ne ait kurumlarda sigortalı olarak çalışması ve 2015 yılında Facebook’tan yaptığı paylaşımlarda kapatılan medya kurumlarının linklerini paylaşması örgüt üyeliğine ve propagandasına delil olarak gösterildi.

İsmet Özçelik, UNRCR tarafından koruma kartına sahip olmasına rağmen Türkiye’ye iade edilmişti.

SAVUNMASINI YAPAMADAN KARAR YAZILDI

27 Temmuz 2019’da  görülen duruşmada, savcılık mütalaası sunulurken, SEGBİS sisteminde yaşanan arıza nedeniyle Özçelik duruşmaya bağlanamadı. Bu arada mahkeme ise kararı yazmaya başladı. Yargılama usulüne aykırı olarak, sanığın son savunması alınmadan hüküm yazılmaya başlanırken, teknik sorun çözüldü ve Özçelik duruşmaya bağlandı.

Özçelik’in kısaca son sözleri alındı. Mütalaada yapılan yeni suçlamaları duyamadığı için Özçelik bunlara değil mütalaaya konulmayan eski suçlara ilişkin savunma yapmak durumunda kaldı.

Ardından mahkeme heyeti savcının talebi doğrultusunda örgüt üyeliğinden ve propagandadan ceza verdi. Özçelik toplam 9 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Hatice Özçelik yaşananları Kronos’a 19 Mart 2020’de verdiği röportajla aktarmıştı. Malezya’ya gittikten 9 ay sonra eşinin kaçırılmaya çalışıldığını belirten Özçelik, bu süreçte yaşadıkları hukuksuzlukları şöyle anlattı:

“Bu süre zarfından eşim iki kez kaçırılmaya çalışıldı. 17 Ağustos’ta Malezya’ya geçtik. 13 Aralık 2016 tarihinde kapımıza sivil giyimli beş şahıs geldi. Kim olduklarını sorduğumuzda bize kimlik göstermeden Türk Büyükelçiliği tarafından kendilerine bir kağıt geldiğini ve Türk hükümetinin eşimi istediğini söylediler. Eşimi Türkiye’ye teslim etmek istediklerini söylediler. Bunun üzerine biz resmî bir belge istedik ama onlar bir belge göstermeden eşimi darp etmeye başladılar. Biz de o arada hemen polisi aradık. Oğlum evde değildi, oğlumu aradım ve bir kaç tanıdığı aradım. Eşimi darp etmeye devam ettiler. Bunlar o sırada 12 yaşında olan kızımın gözleri önünde gerçekleşti. Sonra polis geldi. Kendisini sivil polis olarak tanıttı ve bizden pasaport istedi. Polis olduğu için güvendik ve pasaportumuzu verdik çünkü vizemiz var çekineceğimiz bir durum söz konusu değil. Daha önce gelenler bize kimlik ya da resmî bir belge göstermedikleri için tartışma yaşandı ancak sivil polis kimliğini gösterince güvenip verdik. Ancak sivil polis pasaportu gelen diğer beş kişiden birine verdi. O şekilde eşimi, oğlumu ve çağırdığımız üç arkadaşımızı polis kelepçeleyerek götürdü. Tabi eşimi tekme tokat darp ederek götürdüler.”

VİZEYİ İPTAL EDİP VİZESİZ KALIYOR DİYEREK SUÇLADILAR

İsmet Özçelik’in götürülmesinin ertesi günü önce pasaportu, daha sonra da vizesi iptal edilmiş. Vize iptalinden sonra İsmet Özçelik “vizesiz kalıyor” denilerek Malezya’da şartları oldukça ağır olan bir cezaevine konmuş.

51 gün kalan İsmet Özçelik’in oğlu ve bir arkadaşı da 15’er gün tutuklu kalmışlar. Bundan sonraki süreci şöyle aktarıyor Hatice Özçelik: “Bu süre içerisinde biz Birleşmiş Milletler ile irtibata geçtik ve BM’nin teşebbüsüyle eşim şartlı tahliye edildi, ancak pasaportu verilmedi. BM eşime bir kart çıkardı. Bu karta rağmen şartlı tahliye ettiler ve mahkeme devam edecek dediler. Biz mahkeme sonucunu beklerken 4 Mayıs’ta eşim tekrar kaçırıldı.”

“KAMERA KAYDI ALMAYACAKSINIZ, HİÇBİR YERDE YAYINLAMAYACAKSINIZ!”

İkinci kaçırılma vakasında ise çok ilginç durumlar yaşanmış. “Oğlum ve bir arkadaşı ile birlikte şehir dışına çıkmak için evden ayrılmışlardı. Benzin istasyonunda benzin almak istedikleri sırada sivil 30 kişi tarafından, 5-6 araç ile eşimi alıyorlar” diyen Hatice Özçelik, o günü şöyle anlatıyor: “Oğluma da ‘biz seni bırakacağız ama babanı alacağız ama siz de kamera kayıtlarını almayacaksınız her hangi bir yerde olayı deşifre etmeyeceksiniz ve bir ay boyunca hiçbir şekilde babanız ile ilgili bilgi alamayacaksınız size ve avukatınıza bilgilendirme yapılmayacak’ diyorlar. ‘15 Mayıs’ta mahkemeye çıkacak eğer herhangi bir terör örgütü ile bir bağlantısı yok ise serbest bırakılacak ama bağlantısı var ise Türkiye’ye teslim edilecek.’ Bize yapılan açıklama sadece bu. 11 Mayıs’ı 12 Mayıs’a bağlayan gecede Malezya yetkilileri hiçbir açıklama yapmadan eşimi Türkiye’ye teslim etti. 12 Mayıs sabahında Malezya emniyeti sosyal medya hesabından, eşimin Türkiye’ye teslim edildiğini belirten bir paylaşım yaptı.”

MAHKEMEYE ÇIKMADAN TÜRKİYE’YE GÖNDERİLMİŞ

Hem Türkiye’nin hem de Malezya’nın hukuku çiğnediğini kaydeden Hatice Özçelik, eşinin Malezya’da mahkemeye dahi çıkmadan teslim edildiğini söylüyor. Malezya makamları kendilerine hakkında bir iddia var ise mahkemeye çıkacağı, terör örgütleriyle bir bağlantısı var ise teslim edileceği ancak bağlantısı yoksa Malezya’da kalmaya devam edeceğini söylemiş.

Ancak Malezya makamlarının sözlerinde durmadığını söylüyor Özçelik. Şöyle devam ediyor anlatmaya: “Hiçbir şekilde mahkemeye çıkmadan, ifadesi alınmadan, biz nerede olduğunu, hangi şartlarda tutulduğunu bilmeden, bize herhangi bir bilgilendirme yapılmadan 12 Mayıs’ta Türkiye’ye göndermişler. Biz bunu eşim gittikten sonra öğrendik. Sonra kendi çabalarımızla Ankara Sincan’da olduğunu öğrendik. Bir türlü irtibat kuramadık. Yaklaşık bir ay sonra Denizli’ye nakledildiğini öğrendik. Tarihleri net olarak bilmiyorum çünkü eşimle hiçbir şekilde bir iletişimimiz yok. Eşimle görüşebilmem için kendi adıma hat almam ve ikametgâh adresi belirtmem isteniyor. İkametgâh için bizzat benim başvuru yapmam gerektiğini söylediler. Normalde ben bir yakınıma her türlü resmî işimi halledebilmesi için uluslararası geçerliliği olan vekâletname vermiştim. Fakat yakınım ikamet başvurusu için gittiğinde kaymakamlıktaki memur, bunun Türkiye Büyükelçiliği tarafından da onaylanması gerektiğini söylemiş. Elçilik benim vekâletimi bir türlü onaylamıyor. Normalde böyle bir şart yok, keyfi bir işlem söz konusu.”

“EĞER EŞİM TERÖRİSTSE BİZİ SUSMAMIZ İÇİN NEDEN TEHDİT ETTİLER?”

Ve “Şunu da sormak istiyorum” diyor Hatice Özçelik: “Bu kişiler resmî kişiler ise neden eşimi aldıktan sonra oğlumu, ‘kamera kayıtları alınmayacak ve sosyal medyada ya da başka bir yerde yayınlanmayacak’ diye tehdit ettiler? Bu bir uyarı değil tehdit. Neden böyle bir şeye gerek duydular? Eğer bir teröristi teslim ettiklerine inanıyor iseler medyada açık açık paylaşmaları gerekmez miydi? Yoksa aralarında Türkiye ile farklı bir anlaşma, farklı bir sözleşme, farklı bir suç ortaklığı mı söz konusu? Ben bunu merak ediyorum açıkçası.”

KAYNAKLAR:

https://kronos34.news/tr/esi-malezyadan-kacirilan-hatice-ozcelik-merhamet-degil-adalet-istiyorum/

https://www.boldapp.de/2019/07/25/malezyadan-kacirilan-ismet-ozcelike-son-savunmasi-alinmadan-10-yil-ceza/

Malezya’daki eğitimci Özçelik’in oğlu: Babam ömrünü barışa harcadı, terör örgütlerinden nefret etti

Copyright © 2021 Tenkil Museum