Maliye Bakanlığı bünyesinde Gelir Uzmanı olarak başarıyla görev yaparken ihraç edilen ve ardından haksızca tutuklanan İbrahim Kılınç’ın hikayesi, Tenkil sürecinin bireylerin hem ruhunda hem de bedeninde açtığı derin yaraların trajik bir belgesidir.
Cezaevi Hücrelerinden Gurbet Kamplarına Uzanan Bir Çile
31 yaşındaki ihraç Gelir Uzmanı İbrahim Kılınç’ın cezaevi zindanlarından Meriç’in azgın sularına, oradan da mülteci kamplarına uzanan ve kalp kriziyle son bulan trajik hikayesi, Tenkil sürecinin gencecik hayatları nasıl acımasızca tükettiğinin en sarsıcı vesikalarından biridir. Geleceğe dair umutları, mesleği ve itibarı elinden alınan; zindanda uğradığı tıbbi ihmaller ve hicret yollarındaki ağır bedensel bitkinlik yüzünden kalbi duran İbrahim Kılınç, sadece bir KHK mağduru değil; zamana yayılan yapısal bir zulüm rejiminin doğrudan kurbanıdır.
Çifte Gözaltılar, Hücre İhmalleri ve “Kapanmayan Hesaplar”
İbrahim Kılınç, Mart 2017’de İzmir’de vatani görevini yaparken cemaat soruşturmaları kapsamında aniden gözaltına alınarak tutuklandı. Zulüm bununla da sınırlı kalmadı; o zindandayken, kendisinden yalnızca 10 gün sonra 6 aylık hamile eşi de gözaltına alınarak aile tamamen kıskaca alındı. Kapatıldığı demir parmaklıklar arkasında ByLock kullanıcısı olduğu iddiasıyla 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Kılınç, maruz kaldığı ağır adaletsizlik hissi nedeniyle cezaevinde ciddi bir sinir krizi geçirdi. Sağlık durumu her geçen gün kötüleşen ve bir gece hücresinde fenalaşan genç uzmana cezaevi yönetimi tarafından çok geç müdahale edildi. Kılınç, Yargıtay süreci devam ederken tahliye olduktan sonra eşine cezaevindeki o korkunç tıbbi vurdumduymazlığı şu sözlerle feryat ederek anlatmıştı:
“Oranın durumunu bir bilsen, bir insan ölse umurlarında değil. Doktor çağırdık, kaç saat sonra geldi. Eğer orada ölseydim kimsenin umurunda olmayacaktı. Bizim hayatımızın onlar için hiçbir değeri yok.”
“O Kadar Yoruldum Ki Artık Duracak” Diyen Bir Kalbin Vedası
Hapisten çıktıktan sonra üzerindeki yargısal baskıların ve yeniden askerliğe çağrılma gibi usulsüz dayatmaların bitmemesi üzerine İbrahim Kılınç, ailesini kurtarmak adına 9 Kasım 2020’de Türkiye’den ayrılma kararı aldı. Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a geçen, oradan da binbir zorlukla Almanya’ya ulaşmaya çalışan aile, yollarda tarifsiz bir bedensel ve ruhsal yıpranma yaşadı. Yolculuk esnasında Yunanistan’da bir kez bayılan ve eşine sık sık, “O kadar yoruldum ki, bazen kalbimin duracağını hissediyorum” diyen Kılınç’ın bedeni, yaşadığı ağır travmaları daha fazla taşıyamadı. Almanya’ya ulaştıktan ve bir mülteci kampına yerleştirildikten kısa bir süre sonra, 1 Ekim 2021 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Geride 4 yaşında yetim bir erkek çocuk ve dinmeyen bir aile dramı bıraktı.