15 Temmuz’un getirdiği kaos ortamında tutuklanan kursiyer teğmen Nevzat Atik, 19 ay suçsuz yere cezaevinde yattıktan sonra mahkemece beraat etti. Ancak 6 Ocak 2019 tarihinde Denizli’de şüpheli bir şekilde ormanda ölü bulunan Nevzat Atik, tenkil sürecinin askeri öğrenciler üzerinde bıraktığı telafisi imkansız yıkımların sarsıcı bir sembolü oldu.
Kursiyer teğmen Nevzat Atik’in vefatı resmi raporlarda “intihar” olarak geçse de, Denizli Çamlık Parkı’ndaki ormanlık alanda bir ağaca yaslanmış, başına poşet geçirilmiş halde bulunması ve sigara içmediği halde yanında bir çakmak yer alması, ölümünün üzerindeki şüphe bulutlarını günümüze kadar taşımıştır. Vatanına şerefli bir Türk askeri olarak hizmet etme hayalleri kurarken bir gecede hayatı karartılan genç harbiyeli, geride adalet arayan acılı bir aile ve üzeri örtülen onlarca soru işareti bıraktı.
Kaos Gecesi, Komutan Emri ve “Güvenli Bölge” Tuzağı
1991 Denizli doğumlu olan Nevzat Atik, Sakarya Üniversitesi Coğrafya bölümünden başarıyla mezun olup formasyonunu aldıktan sonra askeri kariyerine başlamıştı. 15 Temmuz 2016 gecesi saat 21.30 sıralarında içtima alındıktan sonra, Afyonkarahisar gezisi için ayrılan yiyecek ve içecek kumanyalarının başında beklerken aniden “silah başına” alarmı verildi. Daha önce de defalarca tatbikat yapıldığı için yine rutin bir eğitim olduğunu düşünerek rastgele, şarjörsüz ve boş bir silah aldı.
Karargahtaki karmaşa ve bilgi kirliliği arasında üst rütbeli komutanlar, “Okul bombalanıyor, can güvenliğiniz için sizi daha güvenli bir bölgeye tahliye edeceğiz” diyerek kursiyerleri kandırdı. Nereye gideceğini bilmeden helikoptere bindirilen Atik, kendisini bir anda çatışmaların merkezinde, Genelkurmay Başkanlığı binasında buldu.
Gece boyunca hiçbir kanunsuz eyleme karışmayan, kimseye ateş etmeyen ve aklında hep kaçmak olan genç harbiyeli, sabah saatlerinde rütbelilerin engellemelerini aşarak gizlice Genelkurmay’dan kaçtı. Demirlerden atlayarak Polis Akademisi’ne sığındı ve sığındığı ilk andan itibaren emniyet güçlerine uğradıkları aldatmacayı anlattı.
19 Aylık Hukuksuz Cezaevi Esareti ve Geciken Beraat
Polise kendi iradesiyle sığınmasına ve darbe girişimine karşı aktif hiçbir eylemde bulunmamasına rağmen, dönemin kitlesel cezalandırma refleksiyle 18 Temmuz 2016’da apar topar tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne atıldı. Hazırlanan devasa çatı iddianamesinde Nevzat Atik’in adı sadece bir yerde, şüpheliler listesinin 123. sırasında geçiyordu. Kendisine yöneltilen somut hiçbir suçlama, ek delil veya iddia yoktu; dosyada ifadesine dahi yer verilmemişti.
Tutukluluğunun 10. ayında hakim karşısına çıkan Atik, ByLock kullanmadığını, Bank Asya hesabı olmadığını, ailesinde KHK ile işlem görmüş tek bir kişinin dahi bulunmadığını ve balistik incelemelerde silahının temiz çıktığını belgeleriyle kanıtladı. 19 ay süren haksız esaretin ardından, 7 Şubat 2018 tarihinde mahkemece kesin olarak beraat etti.
Sivil Ölüm Baskısı ve Ormandaki Feci Ölüm
Cezaevinden çıkan Nevzat Atik için dışarıdaki hayat, adeta duvarları olmayan bir hapishaneye dönüştü. Mahkemenin beraat kararına rağmen askeri okulların kapatılmış olması gerekçe gösterilerek subaylık hakkı elinden alındı, sözleşmesi feshedildi ve 30 Ağustos 2016’da takacağı teğmenlik rütbesi gasp edildi.
İş aradığı yerlerde durumunu gizlemeyen ancak her seferinde karşılaştığı “FETÖ’cü, darbeci” yaftalaması yüzünden kapılar yüzüne kapanan genç harbiyeli, hayata tutunabilmek için çevre illerdeki otellerde garsonluk yapmaya başladı. İçindeki “Ne olacak bizim halimiz?” sorularıyla derin bir bunalıma sürüklendi.
İntihar mı, Cinayet mi? Arkadaşlarının ve Ailenin Duruşu
6 Ocak 2019’da Denizli Çamlık Parkı’na kar topu oynamaya gelen vatandaşlar, bir ağacın dibinde hareketsiz duran Atik’in cansız bedenini buldu. Olay yeri incelemesinde başına poşet geçirilmiş olduğu ve hemen yanında bir çakmak bulunduğu adli raporlara geçti.
Genç harbiyelinin vefatı, ana akım medyada KHK ve askeri öğrencilik geçmişi tamamen gizlenerek sıradan bir adli vaka gibi yansıtılsa da bağımsız gazeteciler ve hak savunucuları olayın peşini bırakmadı.
Cenazesine katılan ve Sincan Cezaevi’nde onunla birlikte kader ortaklığı yapan kursiyer arkadaşları, Nevzat’ın intihar edecek bir karaktere sahip olmadığını vurguladılar. Hayatı boyunca hiç sigara kullanmayan birinin yanında çakmak bulunması ve ölüm şekli, akıllara “cinayet veya zorla intihara sürüklenme” şüphelerini getirdi.
Ailenin Derin Korku ve Sessizliği
İnşaat ustası bir baba ile emekli bir annenin evladı olan Nevzat’ın ölümü aileyi darmadağın etti. Ancak geride kalan diğer aile fertlerinin yeni bir adli takibata uğramaması, toplumsal baskıların ve fişlemelerin daha da derinleşmemesi adına aile basına resmi bir röportaj veya siyasi açıklama vermekten korkarak kaçındı. Acılarını Erzurum ve Denizli hattında sessizce yaşamayı seçtiler.
Nevzat Atik, subay olup vatanına hizmet edeceği günlerin hasretiyle yaşarken, önce komutanlarının tuzağıyla ateşin içine atıldı, ardından yargının 19 aylık esaretine maruz kaldı ve nihayetinde sivil ölüm politikalarının kurbanı oldu. Dünyada karşılık bulmayan bu adalet arayışı ve şüpheli ölümün hesabı mahşer meydanına, adil-i mutlak olan Allah’ın katına kaldı.
Nevzat Atik’in cenazesi, askeri tören düzenlenmesine ve şerefle giymek istediği üniformasına hasret bir şekilde, ailesi ve yakınlarının gözyaşları arasında hüzünlü bir törenle Denizli’de toprağa verildi. İnsan hakları savunucuları ve askeri mağduriyet platformları, onun vefatını “hayatları ve gelecekleri ellerinden alınan masum askeri öğrencilerin maruz kaldığı sistemli kırımın sarsıcı bir bilançosu” olarak nitelendirdi. Sevenleri onun ardından, “Gencecik bir vatan evladını, hayallerini elinden alarak kahrından ölüme sürüklediler. Nevzat’ın yarım kalan gençliğinin ve bu fani dünyada verilmeyen adaletinin hesabı, adil-i mutlak olan Allah’ın katına, mahşer meydanına kaldı” mesajlarıyla acılarını paylaştı.