Zeki Güven Ankara İstihbarat Şube Müdürü, Emniyet Müdürlüğü
  • Ölüm Tarihi 07/01/2018
  • Öldüğü Yer Ankara
  • Ölüm Sebebi Suikast
  • Defin Tarihi 04.07.2018, Bilecik
  • Gözaltı Tarihi 22.05.2018
  • Gözaltı Yeri Ankara

ÖZGEÇMİŞ

1992’de polis akademisinden birincilikle mezun olan Zeki Güven, Ankara’da terör ve istihbarat birimlerinde çalıştı. 2013’te Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü’nün Şırnak’ta bölge halkına sunduğu hizmetlerde birincilikle ödüllendirildi. Ödülü sorumlu emniyet müdür yardımcısı olarak bizzat dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den aldı. Zeki Güven, 2001’deki Hizbullah operasyonlarını yöneten isimlerden biriydi. 2002 yılındaki telekulak skandalını da ihbar eden polis şefiydi. Telekulak skandalında yargılanan ve daha sonra Rahşan Affı ile tahliye edilen emniyet mensupları Osman Ak, Mahmut Çorumlu Mehmet Aslan’ın daha sonra farklı illere emniyet müdürü olarak atandığı biliniyor. 17/25 Aralık 2014’ten itibaren açığa alınıp silahına ve kimliğine el konuldu. Hukuka aykırı bu karar İdare Mahkemesi’nden döndü ve Eylül 2014’te Bolu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Ancak daha sonra ihraç edildi. Ankara’da Gülen cemaatine yönelik soruşturmalar kasımında 22 Mayıs 2018’de gözaltına alınan ve 40 gün sonra Sincan Cezaevi’nde hücrede ölü bulunan Güven’in cenazesi memleketi Bilecik’e bağlı Yenipazar ilçesine gönderildi. Burada ikindi namazına müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Güven, Yenipazar mezarlığına defnedildi. Zeki Güven’e son görevini yapmak üzere  halen tutuklu olan eşi Sevda Güven’e de izin verildi. Sevda Güven, Yenipazar’daki aile evinde taziyeleri kabul ettikten sonra cezaevine geri götürüldü.

Zeki Güven’in meslektaşları tarafından kurulan Güvenpark adlı Youtube kanalına konuk olan Sevda Güven, eşinin 2002 yılında Ankara’da patlak veren “Telekulak skandalı” nedeniyle öldürüldüğünü söyledi. Güven, “Eşim iki yıl Ankara istihbarat Şube Müdürlüğü yaptı. O birimde yardımcı olarak uzun süre çalıştı ama müdür olarak uzun bir süre görev yapmadı. Çok daha uzun süre istihbarat şube müdürlüğü yapmış isimler var. Ben eşime karşı bu kinlerinin, husumetin geçmişe dayandığını düşünüyorum. Eşim İstihbarat Şube’ye ilk başladığında Telekulak skandalı patlak vermişti. O davalar görülürken eşim bu kişilere karşı tanık olarak ifade vermişti ve şubede olup bitenleri tüm açıklığıyla anlatmıştı. Bu çetenin kendisine karşı bir kini garezi olduğunu düşünüyorum. Başka bir sebebi olduğunu düşünmüyorum. Malum siyasi iktidar, bütün suça bulaşmış polisleri göreve getirdi bu süreçte ve onları sopa olarak kullandı. Onlar da intikamlarını aldılar.” dedi.

HANEFİ AVCI EŞİMİ HİÇ TANIMAZ”

Eşinin cezaevindeyken sorgulanmak üzere hapisten çıkarıldığını, emniyete götürüldüğünü de ifade eden Sevda Güven, eski emniyet müdürü Hanefi Avcı’nın “Çok kritik adamdır, umarım iyi sorgulanır. Konuşursa birçok şeyi aydınlatır.” diyerek eşini neden hedef gösterdiğini de açıkladı: Bunu bizzat eşimden duyduğum için ifade etmek istiyorum. Hanefi Avcı daha önce bir kitap yazmıştı. Orada da eşimin adı geçmişti. Ben bunu tekzip edelim, gereken ne ise, yasal işlem başlatalım demiştim. O zaman eşim bana şunu söylemişti. ‘Hanefi Avcı beni hiç tanımaz. Biz hiç aynı ortamda çalışmadık. Aynı ortamda bir araya dahi gelmedik. Hangi şebeke konuşturuyorsa o konuşturuyor. Yoksa onun benim hakkımda bilgi ve fikir sahibi olmasına imkan yok’ demişti.”

EŞİNE HAPİSTEN YAZDIĞI İLK VE SON MEKTUBU

Zeki Güven ve eşi Sevda Güven, farklı cezaevlerinde tutuklu bulundukları dönemde, iletişimleri mektuplarla sınırlıydı. Eşiyle aynı gün gözaltına alınan ve tutuklana hakim Sevda Güven, Samsun Cezaevi’nde aldığı bir mektubun, eşinden gelen ilk ve son mektup olduğunu belirtiyor. Bu mektup, koğuşta bayram havası estirdi. Ancak mektubun ulaşmasından kısa bir süre sonra, 2018 Haziran’ının sonunda, Zeki Güven’in vefat haberi geldi. Sevda Güven, bu haberi cezaevinde, sabah saatlerinde gardiyanların çağırısıyla öğrendi. Avukatının geldiğini öğrenen Sevda Güven, önce babasına bir şey olduğunu düşündü. Ancak avukat, eşinin kalp krizi geçirerek vefat ettiğini söyledi. Bu haberle dizlerinin üzerine yığılan Sevda Güven, “Sonunda bunu da yaptılar, öldürdüler” diyerek yaşadığı şoku ve öfkeyi dile getirdi.

Sevda Güven, eşinin herhangi bir kronik rahatsızlığı olmadığını ve ölümün şüpheli olduğunu düşünüyor. Güven, eşinin cezaevinde 24 saat kameralarla izlenen bir ortamda olduğunu, ancak bazı mektupların “bu isimde biri yok” denilerek iade edildiğini, eşinin nerede olduğunun belirsiz olduğunu ve sorgulamalar için dışarı çıkarılıp geri getirildiğini ifade ediyor. “Dışarıda mı öldürüldü, yoksa içeride mi?” sorusu, Sevda Güven’in kafasındaki en büyük şüphelerden biri. Ayrıca, ölüm haberinin apar topar medyaya “f.tö öldürdü” şeklinde yansıtılması ve soruşturmanın derinlemesine yapılmaması, şüpheleri artırıyor.

SESSİZ KALAN BU MİLLETE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM”

Zeki Güven’in vefatından sonra, Sevda Güven, cenazeye katılmak için Bilecik’e götürüldü. Ancak bu süreçte de birçok zorlukla karşılaştı. Cezaevi aracında, elleri kelepçeli bir şekilde yapılan yolculuk, onun için hayatının en uzun yolculuğuydu. Bilecik’te, evine sadece 100 metre mesafede nezarethanede bekletildi. Çocuklarıyla kısa bir görüşme yapabilen Sevda Güven, defin işlemine katılmasına izin verilmediğini belirtiyor. Ayrıca, “Bu kadar zulme ve haksızlığa rağmen sessiz kalan millete hakkımı helal etmiyorum” dediği için yetkililerin rahatsız olduğunu ve bu sözlerin ardından defin işlemine katılımının engellendiğini düşünüyor.

ERDOĞAN’IN DANIŞMANINDAN İLGİNÇ TWİT: ZEKİ GÜVEN KONUŞACAKTI!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski danışmanlarından Ömer Turan ise Zeki Güven’in ölümü üzerine twitter hesabından ilginçi bir bilgiyi çarpıtarak yazdı. “CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile MHP’li eski yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin yayınlanmasıyla ilgili davanın sanıklarından, Ankara eski İstihbarat Şube Müdürü F..ö sanığı Zeki Güven konuşmaya karar vermişti ama bugün ölü bulundu…” dedi. Turan bunu ‘F..ö hala aktif’ diye çarpıtarak örgüt içi infaz gibi sunmaya çalıştı. Ancak Güven’in konuşmaya başlayacağı bilgisini paylaşarak, ölümü üzerindeki şüpheyi artırdı.

https://twitter.com/omerturantv/status/1013518233385750529

F…ö’nün Altın çocuklar’ başlıklarıyla duyurulan Sabah’ın haberinde ise Zeki Güven’in Deniz Baykal ve MHP’li yöneticileri istifaya götüren kaset skandallarıyla ilgili halen Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın sanığı olduğu bilgisi üzerinden farklı suçlamalar yöneltilmişti.

BAYKAL KASET TALİMATI ERDOĞAN’DAN DİYE AÇIKLAMIŞTI

31 Ekim 2016 tarihinde Ahmet Hakan’ın CNNTürk’teki programına konuk olan CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, “Kaset talimatı Erdoğan’dan’ diyerek açık şekilde o olayın dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yapıldığını deşifre etmişti.

ESKİŞEHİR’DE YAKALANDI MAHKEMEYE BİLE ÇIKMADAN ÖLÜ BULUNDU!

Eski emniyet müdürü Zeki Güven ve örgüt üyeliğinden aranan eşi eski hakim Sevda Güven, Eskişehir’deki bir alışveriş merkezinde geçen ay polis tarafından yakalanarak tutuklanmıştı. Güven’in, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile eski MHP’li yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin internet ortamında yayımlanmasıyla ilgili 171 sanıktan biri olduğu ileri sürüldü. Güven, 17-25 Aralık 2013’te yolsuzluk ve rüşvet operasyonlar sürecinin ardından görevden alındı. Güven, 2014 yılı başına kadar Ankara Emniyeti’nin en kritik birimi olan İstihbarat Şube’de görev yapmıştı. İsmi Hanefi Avcı’ın kitabında ‘cemaatçi polis’ diye yazılarak hedef gösterilmişti.

HAKKINDA ÜÇ AYRI DAVA VARDI

Güven hakkında Ankara 2, 4 ve 14. Ağır Ceza Mahkemeleri’nde görülen üç dava bulunuyordu. “Terör örgütü kurmak ve yönetmek”le suçlanan Güven’e, yasadışı dinlemeye yaptığı iddiasıyla ceza isteniyordu. Baykal ve MHP kaset tuzağı kurulmasına dair 15 Temmuz sonrası kurgulanan davanın iddianamesinde ise Güven, bu olaylardan değil sadece 4 kişiyi sahte belgelerle dinlettiği iddiasıyla yargılanıyordu.

GÜVEN’İN 2015’TEKİ SON SOSYAL MESAJLARI: GERİYE BİRTEK CANIMIZ KALIYOR

Güven, Ankara Emniyeti’ne yönelik 2015’te yapılan operasyonlara tepki gösterdiği sosyal medya hesabından şunları yazmıştı: Dün mesleğimiz elimizden alındı, bugün özgürlüğümüz. Geriye bir tek canımız kalıyor. Biz daha mesleğe ilk adım attığımızda o canı vatan toprağı millet ve bayrak uğruna feda etmeye zaten yemin etmiştik. O can da bu vatana ve millete feda olsun.

Çalışma arkadaşlarımın, kardeşlerimin insan üstü fedakarane çalışmalarına kefilim. Ahirette de Allah huzurunda şahit olacağım. Her gün 50-100 değil binlerce polisi gözaltına alsanız yolsuzluklarınızı ve hukuksuzluklarınızı unutturamayacaksınız Her yapılan algı operasyonunda insanlar bir kez daha hatırlıyor yaptıklarınızı.

-Bin aslanı hapsetseniz de geride Aziz Milletin yetiştirdiği binlercesi var.

Anadolu Aslanlarının acem sırtlanlarıyla mücadelesi devam edecek. Boşuna heveslenmeyin Aslanların nesli tükenmeyecek.

-Şimdi teslim olmaya gidiyorum. Hakkınızı helal ediniz, dualarınızı bekliyoruz.”

Lizenz: Die visuellen und textlichen Inhalte dieser Website stehen unter der Creative Commons Namensnennung – Weitergabe unter gleichen Bedingungen 4.0 International (CC BY-SA 4.0). https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/